Türkiye’nin Rakibi Paraguay | Maç Önü Taktiksel Rapor: La Albirroja’nın Orta Bloğunu Nasıl Kırarız?

Türkiye’nin Rakibi Paraguay | Maç Önü Taktiksel Rapor: La Albirroja’nın Orta Bloğunu Nasıl Kırarız?
Yazı Özetini Göster
Taktik Masası · Maç Önü Raporu

TÜRKİYE
VS
PARAGUAY
Dünya Kupası Grup Aşaması · La Albirroja · Gustavo Alfaro

Güney Amerika temsilcisi Paraguay, tıpkı bizim gibi uzun bir aranın ardından — tam 16 yıl sonra — yeniden Dünya Kupası’nda. Renkler bile birbirine bakıyor: onlar beyaz-kırmızılı, biz kırmızı-beyazlı. Ama bu maç bir simetri hikâyesi değil; orta blokta kompaktlığa gömülen, sizi topla buluşturup hiçbir yere bırakmayan bir takıma karşı doğru kurguyu bulma sınavı. Bu raporda Paraguay’ın oyun fikrini, muhtemel on birini ve bizim eşleşmeyi nasıl lehimize çevirebileceğimizi adım adım açıyoruz.

İki sıralama, iki ayrı Paraguay

Paraguay’ı tek bir rakamla okumaya kalkarsanız yanılırsınız. FIFA sıralamasında 40. basamaktalar; topluluk temelli Elo sisteminde ise 22. sıraya kadar çıkıyorlar. İlginç olan, bizim de aynı çelişkiyi yaşamamız: Türkiye FIFA’da 22., Elo’da çok daha yukarıda, 14. sırada.

Peki neden bu kadar açılıyor arada? FIFA’nın yöntemi epey eski moda. Orada rakibin kim olduğu puanı değiştirmez; İspanya, Fransa’yı da yense en alttaki bir takımı da geçse aynı puanı alır. Skor farkı yok sayılır, 1-0 ile 5-0 arasında fark gözetilmez, iç saha-deplasman ayrımı yapılmaz, üstüne kaybedenden puan da silinmez — yalnızca kazanana eklenir. Elo’da mantık tam tersi: kendinden güçlü bir rakibi devirirsen kazancın büyük olur. Bu da bize Paraguay hakkında basit ama kritik bir şey söylüyor.

Sıralama Karnesi

22.FIFA Sıralaması40.
14.Elo Reytingi22.
Kırmızı-BeyazRenk · LakapLa Albirroja

FIFA ile Elo arasındaki bu fark, Paraguay’ın da tıpkı bizim gibi kendinden iyi takımlara karşı çıtayı yükselten bir ekip olduğunu söylüyor. Biz bunu “ciddi rakip gelince konsantrasyon artıyor” diye okuyoruz; onların yorumu ne bilmiyoruz ama sahadaki karşılığı aynı: hafife alınacak bir rakip değiller.

Alfaro imzası: topu değil, sahayı kontrol etmek

Teknik direktör koltuğunda Arjantinli Gustavo Alfaro oturuyor. Oyun fikri itibarıyla onu rahatlıkla Diego Simeone’nin Güney Amerika versiyonu olarak tanımlayabiliriz. Sık sık 4-4-2’ye yaslanıyor, rakibe göre kimi zaman 4-2-3-1’e, kimi zaman beşli savunmaya kayıyor. Amacı hiçbir zaman topa sahip olmak değil; topun oynandığı alanı kontrol etmek.

Genellikle kendi yarı sahalarında bekleseler de bu, Avustralya’nınki gibi derin ve pasif bir bekleyiş değil. Orta blokta yoğunlaşan, hatlar arası mesafeyi olabildiğince kısan, öyle kompakt bir duruş ki rakibin üçüncü bölgede — yani hücum sahasında — topla buluşması başlı başına bir mesele oluyor. Burayı açmak, buraya girmek tek başına bir iş. Özellikle orta sahanın göbeğine her zaman agresif, “ısıran” iki oyuncu yazıyor; Ekvador’u çalıştırdığı dönemde Caicedo-Mendez ikilisini bu rolde oynatması tesadüf değildi.

Bu ekolün takımlarına karşı set oyunu kurmak sancılıdır: bloklar arasındaki mesafeyi öyle kapatırlar ki, oraya girip o aralığı açmak başlı başına bir mesele hâline gelir.

Top ayağına geçtiğinde ise risk en aza iner. Savunmadan çıkarken baskı yediklerinde tereddütsüz uzun topa giderler; kazandıkları toplarda en kısa yoldan rakip ceza sahasına ulaşmayı hedeflerler. Bu yönüyle Paraguay’ı, Avustralya’nın daha yaratıcı bir versiyonu gibi düşünmek yanlış olmaz — çünkü kompaktlığın yanında ayağı düzgün, yetenekli isimleri de var. Erken gol bulamadığımız bir senaryoda bizi zihinsel olarak yıpratacak bir rakip.

Muhtemel on bir: isim isim profiller

Kalede 25 yaşındaki Orlando Gill var; net bir zaafı yok ama olağanüstü de değil. Sağ bekte Caceres son derece hücumcu, fizikli ve süratli bir isim (26 yaş, 1.87) — tarz olarak Wilfred Singo profili. Dinamo Moskova formasıyla geçen sezon 24 maçta 7 asist üretmiş; takip etmeyi zorunlu kılan bir bek. Bu da sakatlıktan dönmesi beklenen Kenan’ın savunma adanmışlığını test edecek bir eşleşmeye işaret ediyor.

Stoper ikilisinde takımın kaptanı ve en tecrübelisi Gustavo Gomez (Palmeiras; bir dönem Milan) var; 1.79’luk boyu hava toplarında handikap olabilir. Partneri Alderete ise tam tersi: fizikli, hava hâkimiyeti yüksek bir isim (Sunderland; Premier Lig’de istikrarlı bir sezon). Sol bekte ise sağ beklerinin aksine hiç öne çıkmayan, stoper kökenli Junior Alonso görev yapıyor. Caceres’in sürekli hücuma katılması ve Alonso’nun arkayı üçlemesiyle top Paraguay’dayken tablo sık sık 3-4-3 görünümüne bürünüyor.

Orta sahada merkez ikilisi çok agresif: ideal tercih Brian Ojeda ve Damian Bobadilla — 24-25 yaşlarında, enerjik ve tempolu iki isim. Bobadilla’nın ufak bir sakatlığı var; yetişemezse benzer profildeki Kubas devreye girer. Diego Gomez ise hem orta sahada hem kanatta oynayabilen, savunmada çalışkan, hücumda sürpriz koşular atan çok yönlü bir oyuncu — üstelik Ferdi’nin Brighton’dan takım arkadaşı.

Kanatta, Premier Lig izleyicisinin Newcastle’dan tanıdığı patlayıcı ve çalışkan bir solak var; skor katkısı hep beklentinin altında kalsa da iyi çalımcı. Takımın en yetenekli ismi Julio Enciso’ydu ancak hazırlık maçındaki sakatlık onu turnuva başından koparmış görünüyor; yerine büyük olasılıkla Palmeiras’tan Prado oynayacak. İleri uçta ise La Masia çıkışlı Tony Sanabria: gol makinesi değil ama topla ilişkisi iyi, gerektiğinde duvar olabilen, gerektiğinde defans arkasına sarkabilen kullanışlı bir forvet.

PARAGUAY — Muhtemel 11 (top onlarda 3-4-3)
Gill — Caceres, G. Gomez (K), Alderete, J. Alonso — Ojeda, Bobadilla — Diego Gomez, Prado, (sol kanat) — Sanabria

Eşleşme planı: Kenan’a bek kovalatmak yerine

Caceres gibi sürekli forvetleşen bir beki Kenan’a takip ettirmek hem hücumcu kozumuzu yıpratır hem de savunmada onu gereksiz yere stoperleştirir. Bana göre çok daha verimli yol, bir sıra kaymak. Kenan’ı Gustavo Gomez ile, Kerem’i Alderete ile eşleştirelim; Ferdi’yi şu Caceres’le birebir bıraksın — beke bek. Arda’yı sola deplase edip hiç çıkmayan Alonso ile eşleştirirsek hem savunmada onu yormamış oluruz hem de kanat dengesini korur.

Almiron’u Barış’a emanet edip, sürpriz içe katedişleriyle bilinen Diego Gomez’i ise Abdülkerim Bardakçı ile eşleştirmek mantıklı. Aksi hâlde forvetleşen Gomez’i Ferdi takip ettiğinde hem bekimizi stopere çevirir hem de hücumda faydalanmamız gereken Kenan’a bek kovalatmış oluruz. İki olasılık arasında ilki açık ara daha tutarlı ve Montella’nın bunu değerlendireceğini düşünüyorum.

Orta saha tercihi: Paraguay’ın ön hattındaki yaratıcı oyuncu sayısı fazla. Tıpkı Avustralya maçında Orkun’u tartıştığımız gibi, bu maçta da denge için İsmail ile başlamak daha sağlıklı olabilir.

Maçın kilidi: tempo, tempo, tempo

Paraguay’ın muhtemelen stoperlerimizi serbest bırakıp asıl baskıyı Hakan Çalhanoğlu üzerine kuracağını, merkez orta sahasını da onun pas açılarını parmak ucunda kapatacak şekilde konumlandıracağını öngörüyorum. Bu denklemde stoperlerimizin topu sürerek bu baskıyı kırması kritik. Abdülkerim tek başına yeterli olur mu, orası bir soru işareti; stoper ikilisini bozmak sevdiğim bir şey değil ama bu maç özelinde Merih yerine Ozan’ın top taşıma kalitesi bir seçenek olarak masada durmalı.

Asıl mesele ise ritim. Topa sahip olmanın rahatlığına kapılıp tembel, yatay bir pas oyununa teslim olursak Paraguay’ın ekmeğine yağ sürmüş oluruz. Bu tip takımların tek ilacı vardır: tempo. Pas hızını yükseltmezseniz yeniden gruplanmaları, o kompakt bloğu yeniden kurmaları için onlara zaman tanırsınız. Sürekli dikine denemek, topu kaybetme korkusunu bir kenara bırakmak ve ritmi yukarı çekmek şart. İyi haber şu ki, usta ayaklarımızın atacağı üç-dört seri tek pasla bu blokları kıracak kaliteye sahibiz.

Özet Hüküm

Paraguay, kompakt orta bloğu ve hızlı geçişleriyle sizi sabra zorlayan, hafife alındığında cezalandıran bir takım. Anahtar; bir sıra kayarak Kenan’ı bek takibinden kurtarmak, stoperle topu taşımak ve pas temposunu sürekli yüksek tutmak. Doğru oynayıp birlikte kaldığımız sürece bu gruptan çıkamamak için hiçbir sebep yok.

Taktik Masası · GegenSports

Bir Yorum Yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Benzer Yazılar