Yiğido’nun Sezonu: Sivas’ın Kupaya Bir Maç Kaldığı Yıl

Yiğido’nun Sezonu — Sivas’ın İkincilikte Bitirdiği Tek Yıl
Hatırlar mısın? 4 Eylül Stadı’nın kapısına dökülen kuruyemişçinin hâlâ orada olduğu yıllardı. O sezon başlarken hiçbirimiz şampiyonluk demiyorduk. “İyi gideriz” diyorduk. Sonra iyi gittik. Sonra çok iyi gittik. Sezon bittiğinde lig tablosunda Sivasspor ikinciydi — Beşiktaş’ın beş puan arkasında, Fenerbahçe ve Galatasaray’ın önünde. Anadolu’dan bir takımın Süper Lig’de o güne kadar yaklaştığı en yakın yer.
Bülent Hoca’nın gülüşü
Bülent Uygun bir gülüş alır yüzüne 2008 yazında. O gülüşün ne olduğunu sezonun ortasında anladık. Adam takıma inanıyordu — önce kendine, sonra Petkovic’e, sonra Mehmet’e, sonra tek tek hepsine.
Hazırlık“Farklı geleceğiz”
2007-08’de Sivasspor lig boyunca lider gitmişti, son haftalarda kupayı bıraktı ve dördüncü bitirdi. Bir sezon sonra adam aynı kadrodan farklı bir takım çıkarmaya niyetliydi. Antrenmandan çıkıp gazetecilere “Bu sene farklı geleceğiz” derken, kelimeleri ölçüyordu. “Şampiyon olacağız” demiyordu, “farklı geleceğiz” diyordu. Sivassporlu bunu anlardı.
Önce kendine, sonra Petkovic’e, sonra Mehmet’e, sonra tek tek hepsine inanıyordu.
Intertoto Kupası finaline kadar çıkmıştık o yaz. Avrupa’yı tatmıştık. Lig henüz başlamamıştı ki tribünde “bir adım daha” duygusu kendiliğinden oluşmuştu.

Mehmet’in ceza sahasında bittiği o kafa hareketleri, Tum’un omuzla taşıdığı her topu kazanması, Petkovic’in kaleyi bütün bir savunma gibi tutması, Bilica’nın orta sahaya kadar çıkıp top kesmesi — hiçbiri tek başına yıldız değildi büyük lig ölçütüyle. Hepsi beraber bir takımdı. Mecnun Otyakmaz, Hayrettin Yerlikaya, Sergio Pacheco — bu kuşağın orta direği orta sahada tutuluyordu.
Bir şehir uyanıyor
Eylül’ün sonunda lider olduk. Babam gazeteyi açtığında “Manşette Sivasspor” yazdı, mutfağa gülerek geldi. “Hayırlısı oğlum” dedi. Hayırlısı diye demiyordu, vurgu için diyordu.

4 EylülLig boyunca evimizde yenilmedik
Lider olmak istatistiksel bir hesap değildir Sivas’ta — bir tutarlılık ölçüsüdür. O sezon 4 Eylül Stadı’nda Galatasaray, Beşiktaş, Fenerbahçe sırasıyla gelip puan kaybettiler. Tribün maçtan iki saat önce dolardı. Mehmet’in golü sonrası tribünden çıkıp Bankalar Caddesi’nde kortej oluşan akşamlar oldu.
Bankalar Caddesi o sezon haftalık ritüele dönüştü — maç bitiminden geceyarısına kadar trafik yoktu, sadece korna ve şarkı vardı.
Devre arasıLider Sivasspor
Birinci yarı bittiğinde lider Sivasspor’du. Türk futbolu uzun yıllar sonra, bir ligin yarısı geçtiğinde adı Anadolu’dan çıkan bir liderle karşı karşıya kaldı. Manşetlerde “Sivas’ın masalı” yazıyordu. Biz masal demiyorduk. Biz “olur böyle şeyler” diyorduk. Belki nazar olmasın diyorduk. Bilmiyorum.
Petkovic’in ilk yarıdaki kurtarışları o sezonun sessiz omurgasıydı. Sırp kaleci pas başlamadan önce yetişmiş gibi duruyordu kalenin önünde. Bilica yanı başında, top yere düşmeden önce başını uzatıyordu. Takım önde yenmeyi öğrendi, çünkü arkada yenilmemeyi öğrenmişti.
Aralık 2008, Sivas
Beşiktaş yakaladı
İkinci yarının başında Beşiktaş bir seri tutturdu. Mustafa Denizli’nin takımı Sivasspor’a yakın geldi, geçti, fark aralarına oturmaya başladı. Bizim cephede sakatlık defterleri kabardı.
Şubat-MartSakatlık zinciri
Forvet hattında Tum’un ayağı, Linz’in dizi, Mehmet Yıldız’ın çekememesi — Bülent Hoca’nın kadro listesi her hafta değişti. Orta sahada Hayrettin Yerlikaya kart cezalısı kaldığı maçlar, savunmada Bilica’nın eksik olduğu deplasmanlar puan kaybettirdi.
Hâlâ inanıyordu — ama her sabah birinin sakatlık raporuyla uyanan bir teknik adamın yüzü neye benzer biliyor musun? Onun yüzü.
Mart sonuBeşiktaş 1, Sivasspor 0 (Lider)
İkinci yarının ortasında Beşiktaş zirveyi aldı. Sivasspor lider olduğu haftaları arkada bıraktı ama ikinciliği elden bırakmadı. Fenerbahçe ve Galatasaray ile arada birkaç puanlık farkla Sivasspor zirvenin arkasındaki ikinci sıraya yerleşti.

İkincilik ve Şampiyonlar Ligi kapısı
Sezon bittiğinde Sivasspor 66 puanla ikinciydi. Şampiyon Beşiktaş 71 puana ulaşmıştı, fark beş puandı. Ama ikinciliğin getirdiği bir başka anlam vardı: bir sonraki sezon UEFA Şampiyonlar Ligi elemeleri.
Sezon sonuTürkiye’yi temsil eden 5. takım
Sivasspor, ikinciliğiyle Türkiye’yi UEFA Şampiyonlar Ligi’nde temsil eden tarihteki beşinci Türk kulübü oldu. Galatasaray, Fenerbahçe, Beşiktaş ve Trabzonspor’dan sonra elemelerden ya da doğrudan grup aşamasından çıkan beşinci isim Anadolu’dan geliyordu.
Bir kupa yoktu, ama bir eşik vardı. Sivasspor o eşiği aşmıştı.
O gece Sivas’ta babam mutfağa girdi, çay koydu. “Üzülecek bir şey yok” dedi. “Bu kadronun şampiyon olmadığı bir sezonda Şampiyonlar Ligi’ne gidiyoruz. Bu da bir şey.” Doğruydu — ve o seferki doğru, yetiyordu.
Bankalar Caddesi’nin hatırası
Sivasspor 2009-10 sezonunda Şampiyonlar Ligi 3. ön elemesine çıktı. Anderlecht’e kıl payı elendi, ardından Avrupa Ligi grubuna geçti. Yıllar boyunca Avrupa’da tutunmaya çalıştı — bazen başardı, bazen başaramadı.
O kadronun ağırlığı
Sonraki yıllarda Mehmet Yıldız Sivasspor’da kalmaya devam etti — Anadolu’da bir kulübe ömrünü adamış az sayıdaki forvet’ten biri olarak. Bülent Uygun da bordo-beyazlıların başında uzun süre kaldı, sonra gidip geldi. Petkovic, Tum, Linz, Bilica zamanla başka liglere açıldılar. Ama o kadronun toplam ağırlığı hâlâ Sivas’ın hafızasında bir başlı başına dönemi temsil eder.
2021-22: Kupa geldi
13 yıl sonra Sivasspor Türkiye Kupası’nı kazandı — 2021-22 sezonunda Kayserispor’u finalde yenerek tarihinin ilk büyük kupasını kaldırdılar. Vitrindeki boş raf 2022’de doldu. Ama 2008-09 ikinciliği, kupayı kazandıkları yıldan önce gelen “neredeyse” sezonu olarak yerinde durdu.
İkinciliğin de bir tadı vardır. Bir kez yakaladığın zaman bir daha o tadı bırakmazsın.

2026, Sivas — On Üç Yıl Sonra