Konyaspor–Kocaelispor: Kırmızı kart kapıyı açtı, Selçuk İnan içeri girdi

Konyaspor–Kocaelispor: Kırmızı kart kapıyı açtı, Selçuk İnan içeri girdi
Yazı Özetini Göster

Kutay Tok kaleme aldı. X’ten alınmıştır. Kaynak: @KutayTokk

Konyaspor – Kocaelispor Maç Sonu

(Kırmızı kart kapıyı açtı, Selçuk İnan içeri girdi)

Konyaspor’un mağlubiyetinde kırmızı kartın etkisi elbette çok büyük. Ancak bütün hikâyeyi kırmızı karta bağlarsak, 11’e 11 oynanan bölümde ortaya çıkan sorunların üzerini örtmüş oluruz. Ligin ilk haftasında vasat bir oyun vardı ve özellikle ikinci yarıda takım adeta kontağı kapattı. İkinci hafta skor koptuktan sonra bulunan pozisyonlar üzerinden “Aslında iyi oynadık” diye kendimizi ikna ettiysek, bu hafta da ilk yarıdaki hücum kısırlığını unutup mağlubiyeti yalnızca kırmızı karta yazdığımız anda önümüzdeki hafta yeni bir bahane bulmamız gerekecek.

İki haftadır kazanamayan Konyaspor’un, kendi sahasında çok daha fazla pozisyona girmesi ve oyunun ağırlığını rakibine hissettirmesi gereken bir maçtı. Bunların hiçbirini yeterince göremedik. Atılan golde bile topun adeta “Canım gol olmak istedi” dediği bir sekans vardı. O yüzden benim için maçın en değerli bölümü skorun 0-0 olduğu zaman dilimi.

Çünkü karşında top rakipteyken iyi duran ama topa sahip olduğunda hücum üretmekte ciddi sorunları bulunan bir Kocaelispor var. Seni sürekli geriye koşturacak, birbiri ardına hücum planları üretecek bir rakip değil. Böyle bir rakibe karşı kendi sahasında baskıyı kuramıyor, pozisyon sayısını yükseltemiyor ve oyunun merkezini ele geçiremiyorsan, mesele yalnızca sonucun kötü olması değildir; oyunun kendisinde problem var demektir.

Konyaspor adına hâlâ Uğurcan Yazğılı’yı sağ bekte görüyor olmamız, iki sezon önce 8 rolünde izlediğimiz Melih’in bugün 6’ya çekilmesi, merkezde topla mesafe kat edecek oyuncu eksikliği, Muleka’nın bağlantı oyunundaki sınırlılığı, Gonçalves’in adeta hayalete dönüşmesi ve Colley’in hücum kararlarında gösterdiği düşük oyuncu zekâsı üretkenliği aşağı çekmeye devam ediyor. Burada yalnızca birkaç oyuncunun değişmesine değil, bazı oyuncuların mevcut rollerinin de yeniden tarif edilmesine ihtiyaç var.

Bütün bunlara rağmen Konyaspor 10 kişi kalmasa bu maçı kazanabilir miydi? Bence kazanabilirdi; en kötü ihtimalle kaybetmezdi. Çünkü 11’e 11 bölümde Kocaelispor’un seni sürekli tehdit eden bir hücum gücü yoktu. Kırmızı karttan sonra da Konyaspor’un uzun süre oldukça iyi savunduğunu düşünüyorum. Maçın asıl kırıldığı yer yalnızca eksik kalınması değil, Selçuk İnan’ın kırmızı karttan sonra hamle üzerine hamle yaparak oyunun yapısını değiştirmesi oldu.

Kocaelispor tarafına geçtiğimizde ise 0-0’lık bölüm bize sezon başından beri gördüğümüz iki farklı Kocaelispor’u tekrar gösterdi: Topa sahipken çözüm üretmekte zorlanan ama top rakipteyken birden fazla doğru karşılama planına sahip olan bir takım.

Selçuk Hoca’nın öncelikle topa sahip olunan oyundaki problemi çözmesi gerekiyor. Bu kadar sık ve bu kadar doğrudan hedefe uzun oynamanın sağlıklı olduğunu düşünmüyorum. Çünkü uzun topu gönderdiğin Sousa ve Agyei’nin hava toplarında rakibe karşı ciddi üstünlük sağlayamayacağı zaten belli. İlk topu kazanamadığın gibi düşen ikinci topları da toplayamayınca hücum etmek isterken topu doğrudan rakibe teslim ediyor ve Konyaspor’un yeni bir hücuma başlamasına izin veriyorsun. Uzun oyun ancak ilk veya ikinci top üzerinden devamlılık kurabiliyorsan bir hücum planına dönüşür. Kocaelispor 11’e 11 bölümde bunu yeterince yapamadı.

Top rakipteyken ise işin rengi tamamen değişiyor. Geçen sezondan bu yana Kocaelispor’un bek ve kanat oyuncularının rakip bek-kanat hareketliliğini takip etme ve birbirlerine oyuncu devretme konusunda ligin en iyi takımlarından biri olduğunu düşünüyorum. Bu maçta da bunun çok temiz örneklerini gördük.

Colley içe doğru girdiğinde Djiksteel onunla beraber merkeze kadar girerken, Sousa rakip bekin takibini büyük bir disiplinle sürdürdü. Diğer tarafta da bek-kanat ikilisinin devir teslimleri oldukça doğruydu. Üstelik bu yalnızca birebir oyuncu takibi üzerinden çalışan bir yapı değil. Rakip bir kenardan oyun kurarken ters kanattaki Kocaelisporlu oyuncunun kendi bekini bırakıp merkeze doğru daraldığını ve oradaki ekstra oyuncuyu kontrol ettiğini görüyoruz.

Buradaki mantık çok değerli: Topun kısa sürede ters tarafa dönmesi zaten kolay değil. Rakip oyunu diğer kenara çevirmeyi başarırsa, top havadayken veya pas dolaşırken yeniden pozisyonunu alma süren var. Böylece Kocaelispor topun bulunduğu tarafta sayısal yoğunluk oluştururken merkezdeki boşluğu da kapatabiliyor.

İlk yarıda 35. dakikada Show’un Sousa’ya attığı pasla oluşan tehdit bunun çok güzel örneğiydi. O pozisyon yalnızca doğru bir hücum aksiyonundan çıkmadı; kanat oyuncusunun savunmada doğru daralmasıyla kazanılan alan, Kocaelispor’u hücum pozisyonuna taşıdı. Yani doğru savunma doğrudan hücum fırsatı üretti.

Kocaelispor’un baskı planında da tek bir reçete yok. Merkez eşleşmelerini bozmadan sol kanat ve santrforla rakibin stoperlerine çıkılan sekanslar gördük. Sol içteki 8’in kenara yaklaşmasıyla Baku’nun arkasında oluşabilecek kırılmaya karşı Cissokho’nun devreye girdiği bir yapı vardı. Başka sekanslarda ise merkez oyuncusunun sağ stopere, Agyei’nin sol stopere çıkmasıyla stoperlerden birinin rakibin 10 numarasına kadar öne çıkarak sahanın tamamında birebir eşleşmeye dönüldüğünü gördük.

Burada Zoukrou’nun rolü kritik. Rakip 10 numaraya kadar çıkıyorsa bu çıkışı yarım yapamaz. Çıkıyorsa döndürmeyecek. Topu alamıyorsa en kötü teması yapacak, gerekirse faulle aksiyonu kesecek. Çünkü rakip o baskıdan yüzünü dönerek çıkabildiği anda Zoukrou’nun boşalttığı alan problemin kendisinden daha büyük hâle geliyor. Başakşehir maçında da baskıya çıkış zamanlamasını geciktirdiği için pozisyona dönüşen sekanslar görmüştük. Bu konuda daha kararlı olması gerekiyor.

İlk yarıda Kocaelispor adına savunma tarafında ciddi bir problem yoktu. Hatta yenilen golün hemen öncesindeki bir sekans takımın topsuz oyun disiplinini çok iyi anlatıyor. Rakip kaleye altı oyuncuyla gidilen bir hücumun ardından top kaybediliyor, Konyaspor geçişe çıkıyor ve Kocaelispor çok kısa sürede geriye dönüp kendi alanında dokuz oyuncuyla yeniden savunma pozisyonunu alıyor. Sonunda şanssız bir gol yeniliyor ama o kadar oyuncuyla hücum ettikten sonra bu hızda geriye dönüş yapabilmek de takımın savunma disiplini adına önemli bir veri.

Skor 1-0’a geldikten sonra açıkçası geri dönüş hikâyesi benim kafamda çok fazla canlanmıyordu. Selçuk İnan’ın Kocaelispor kariyerinde ligde ilk golü yediği hiçbir maçı kazanamamış olması bir yana, takımın topa sahipken yaşadığı problemler de bunu destekliyordu. Kırmızı kart geldiğinde doğal olarak maçın kırıldığı anı orası olarak görüyoruz ama bence daha doğru ifade şu olur: Kırmızı kart Kocaelispor’a kapıyı açtı, Selçuk İnan’ın değişiklikleri o kapıdan takımı içeri soktu.

Çünkü Konyaspor 10 kişi kaldıktan sonra 60. dakikaya kadar neredeyse eksik oynadığını hissettirmedi. Kocaelispor rakibine sürekli baskı kuramıyor, bir kişi fazla olmasına rağmen oyunu ceza sahasına doğru itemiyordu.

60. dakikada gelen Zoukrou-Aye değişikliğiyle beraber devre arasında oyuna girip merkezde kullanılan Uğur sağ beke geçti, Djiksteel stopere kaydı ve takım 4-4-2’ye döndü. Fakat burada benim için diziliş değişikliğinden daha değerli olan, oyun kurulumunda yaşanan değişimdi. Djiksteel’in stoperleştiği 31 başlangıcından daha doğrudan bir 21 kuruluma geçildi. Bu değişiklik Kocaelispor’un hücum hızını ve rakip yarı sahaya yerleşme miktarını artırdı ancak hâlâ yeterli pozisyon çeşitliliği oluşturulamıyordu.

Asıl maç değiştiren hamle Baku-Metehan değişikliğiydi.

Metehan kâğıt üzerinde sol kanada geçmiş gibi görünse de Kocaelispor topa sahip olduğunda doğrudan santrforlaşıp ceza sahasına girdi. Böylece takım zaman zaman kutu içerisinde üç santrforlu bir hücum hattına dönüştü. İki bek çok daha yükseğe çıkarıldı, Sousa merkeze yaklaştırıldı. Bazı sekanslarda Sousa yeniden çizgiye açılırken bu kez Uğur’un iç koridora girerek merkezi doldurduğunu gördük.

Bu bek-kanat rotasyonu çok değerliydi. Çünkü yapılan hamle yalnızca ceza sahasına daha fazla oyuncu göndermedi; merkezdeki oyuncu yoğunluğunu da artırarak Kocaelispor’un hücum yerleşimini daha zor savunulur hâle getirdi. İlk bölümde rakip ceza sahasına gitmek için çözüm arayan takım, son bölümde hem kutuyu dolduran hem de ikinci topların çevresinde daha fazla oyuncu bulunduran bir yapıya geçti.

Ve sonuç da geldi. Kocaelispor 1-0 geriye düştüğü, rakibin kırmızı karta rağmen uzun süre direnç gösterdiği deplasmandan 1-2’lik galibiyetle çıktı. Bu galibiyette kırmızı kartın payı büyük ama Selçuk İnan’ın yaptığı maç içi hamlelerin payını küçümsemek de doğru olmaz.

Yine de skorun yarattığı rahatlıkla 11’e 11 oynanan bölümü unutmamak gerekiyor. Kocaelispor’un topsuz oyunu bugün yine çok güçlü mesajlar verdi ama topa sahipken yaşadığı üretim problemi hâlâ orada duruyor. Uzun top bağımlılığı, ikinci topların toplanamaması ve yerleşik hücumda pozisyon çeşitliliğinin sınırlı kalması çözülmezse, ilerleyen haftalarda bu başlıkları çok daha fazla konuşmak zorunda kalacağız.

Konyaspor tarafında da benzer şekilde kırmızı kart her şeyi açıklayan bir mazerete dönüşmemeli. Çünkü maçın belki de en önemli sorusu 10 kişi kaldıktan sonra ne olduğu değil, 11’e 11 oynanırken Konyaspor’un neden kendi sahasında bu kadar az tehdit üretebildiği.

Bir Yorum Yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Benzer Yazılar