Dokuzuncu İmza, Aynı Kader: Sivasspor’da Kulübe Değişiyor, Sorun Değişmiyor

Dokuzuncu İmza, Aynı Kader: Sivasspor’da Kulübe Değişiyor, Sorun Değişmiyor
Yazı Özetini Göster

Ali Üçpunar

29 Ekim 2026, Cumhuriyet Bayramı. Sivasspor tesislerinde yeni teknik direktör Çağdaş Çavuş ilk antrenmanını yönetti; futbolcular Türk bayrağıyla hatıra fotoğrafı çektirdi. Kulübün resmî açıklaması tanıdıktı: “Anlaşmanın kulübümüz için hayırlı olmasını temenni ederiz.” Bu cümleyi Sivas son üç buçuk yılda o kadar çok duydu ki artık ezbere biliyor. Haziran 2023’te Servet Çetin’le başlayan seriden bu yana Çavuş, 40 ay içinde yapılan dokuzuncu teknik direktör imzası. Sekiz ayrı isim; biri iki kez geldi. Senaryo da hep aynı: imza töreni, “bu büyük taraftara yakışan bir takım” sözü, birkaç haftalık umut, ardından “karşılıklı anlaşarak yollarımızı ayırdık” cümlesiyle başlayan yeni bir açıklama.

Bu tabloyu yalnızca kulübedeki isimlerle açıklamak mümkün mü? Rakamlar “hayır” diyor. Ama “hocaların hiç suçu yok” demeye de izin vermiyor.

Kupayı kaldıran takımdan 14. sıraya

Önce nereden gelindiğini hatırlayalım. Rıza Çalımbay’ın 2019’da başladığı ikinci dönemde Sivasspor 2019-20 sezonunu 60 puanla dördüncü bitirdi, ertesi yıl beşinci oldu. 26 Mayıs 2022’de Kayserispor’u 3-2 yenerek kulüp tarihinin ilk Türkiye Kupası’nı müzesine götürdü. Üç sezon üst üste Avrupa’da oynadı; 2022-23’te Konferans Ligi’nde son 16’ya kadar yürüyüp ancak Fiorentina’ya elendi. O dönemin sırrı yıldız kadro değil, aynı hocanın, aynı başkanın ve büyük ölçüde aynı oyuncu iskeletinin yıllarca yan yana kalmasıydı. Mecnun Otyakmaz kulüpte yirmi yılı aşkın süre yöneticilik ve başkanlık yaptı; Çalımbay dört sezon görevde kaldı.

Ayrılık Haziran 2023’te geldi. Sonrası bir zincirleme kaza gibi: Servet Çetin 17 maçta 21 puanla gönderildi. Bülent Uygun gelip takımı yedinciliğe taşıdı, ama ertesi sezon 16 haftada 18 puanda kaldı ve Aralık 2024’te ayrıldı. Ömer Erdoğan dönemi 77 gün sürdü; dokuz lig maçında yalnızca bir galibiyet geldi. Mart 2025’te Çalımbay üçüncü kez çağrıldı, 11 maçta 11 puanla düşüşü durduramadı. Sivasspor 2024-25’i 35 puanla 17. bitirdi ve 1. Lig’e düştü.

1. Lig’de de film aynı. Osman Zeki Korkmaz 11 haftada 14 puanla görevden ayrıldı. Yerine gelen Mehmet Altıparmak, PFDK’nın bahis soruşturması kapsamında verdiği dokuz aylık hak mahrumiyeti nedeniyle bir süre kulübede oturamadı; Şubat 2026’da onunla da yollar ayrıldı. Takım sezonu 53 puanla onuncu bitirdi; play-off’un bile dışında kaldı. Bugün, 12 hafta sonunda 13 puanla 14. sırada; sahasındaki altı maçın yalnızca birini kazanabildi.

Başka yerde tutan formül neden Sivas’ta tutmuyor?

Asıl çelişki burada. Sivasspor’a gelen isimler sıradan değil. Mehmet Altıparmak, Erzurumspor, Gaziantep FK ve Hatayspor’u art arda üç sezon Süper Lig’e çıkaran tek teknik adam. İsmet Taşdemir, Bodrum FK ve Kocaelispor’la üst üste iki kez yükselme sevinci yaşadı. Osman Zeki Korkmaz 2022’de İstanbulspor’u 17 yıl sonra Süper Lig’e taşıdı. Ömer Erdoğan, Hatayspor’u ligdeki ilk sezonunda ilk altıya soktu. Bülent Uygun ise 2008-09’da Sivasspor’u ikinciliğe taşıyan adam. Yani 1. Lig’den çıkmayı en iyi bilen isimler, 1. Lig’de debelenen bir kulübün başına getirildi ve hiçbiri tutunamadı.

Hocaları aklamak niyetinde değilim. Erdoğan’ın dokuz maçta topladığı altı puan, kendisinin işaret ettiği sakatlıklarla tam olarak açıklanamaz. Taşdemir’in bu sezonki 12 maçında yalnızca iki galibiyet var; 24 Ekim’de Ümraniyespor karşısında yedinci dakikada kırmızı kartla 10 kişi kalındı, ama 4-0’lık fark yalnızca o kartla açıklanamaz. Bunlar kulübenin hanesine yazılır.

Ama tabloya bir ayrıntı daha eklemek gerekiyor. Taşdemir geçen sezonun ikinci yarısında 14 maçta 1,64 puan ortalaması tuttu; o sezon takımın başına geçen hocaların en iyisiydi. Kulüp yine de 5 Haziran’da onunla yollarını ayırdı, 40 gün sonra aynı adamı geri çağırdı. Aynı hoca, aynı şehir, aynı lig; ilk dönemde 1,64, ikinci dönemde 1,08. Değişen, büyük ölçüde hocanın bilgisi değil, etrafındaki şartlardı.

Hoca değişirken değişmeyenler

Bu şartların ilki, yönetim istikrarının çökmesi. Otyakmaz Temmuz 2024’te TFF’de görev alınca koltuğa Bahattin Eken geçti. Haziran 2025’te Gökhan Karagöl tek aday olarak seçildi, Kasım 2025’te istifa etti. Burak Özçoban devraldı. Mayıs 2026 genel kurulunun ardından yaklaşık 45 gün boyunca kulübe başkan adayı çıkmadı. Sivas Valisi Yılmaz Şimşek, Temmuz kongresinde yaşananı açıkça “fetret dönemi” diye tanımladı. Özçoban ise yönetimi kurma kararını kongreden yalnızca bir hafta önce verdiklerini, bu sürede “olmayan futbolcuları getirdiklerini” anlattı. Yeni sezona bir hafta içinde toparlanan bir yönetimle ve kadrosunu temmuz ortasında tamamlamaya çalışarak giren takımın bugün 14. sırada olmasına şaşırmak için bu bilgiyi bilmemek gerekir.

İkincisi, geçmişin faturası. FIFA, Mayıs 2025’te kulübe üç dönemlik transfer yasağı getirdi. Kulübün kendi açıklamasına göre çıkış noktası, 2022-23 sezonunda Radomiak Radom’dan alınan Karol Angielski’nin ödenmemiş bir taksitiydi. Yasağın kalkması için FIFA nezdindeki dokuz dosyanın kapatılması şarttı; bu ancak Ocak 2026’nın son günlerinde tamamlandı ve başkanın açıklamasına göre yaklaşık 100 milyon liralık bir kaynak yaratılarak sağlandı. Mayıs 2026 genel kurulunda ibra edilen tablolara göre kulübün borcu 385,7 milyon lira. Yönetim aynı dönemde yaklaşık 613 milyon liralık ödeme yaptığını söylüyor. Bu bir başarı mı, yoksa geçmiş harcamaların ne kadar büyük olduğunun kanıtı mı? İkisi de doğru. Ama şu kesin: 2022’de taksitle alınan bir forvetin borcu, üç yıl sonra kulübün kadro kurma kapasitesini kilitledi. Kısa vadeli transfer, uzun vadeli ceza demek.

Üçüncüsü, hoca seçiminde görünür bir ölçütün yokluğu. Listeye bakın: yardımcı antrenörden terfi eden Çetin, nostaljiyle dönen Uygun, Süper Lig’de kurtarıcı aranırken gelen Erdoğan, üçüncü kez çağrılan Çalımbay, yükselme uzmanları Korkmaz, Altıparmak ve Taşdemir, şimdi de son olarak Aliağa FK’yı çalıştıran ve yalnızca sezon sonuna kadar imzalayan Çavuş. Bu isimleri bir oyun fikri ya da bir kadro profili birbirine bağlamıyor; her biri bir önceki krizin tersine verilmiş bir cevap. Kulüpte sportif direktör unvanı da yok değil; Ekim 2024’te eski oyuncu Abdurrahman Dereli bu göreve getirildi. Sorun unvanın varlığında değil, o unvanın başkanlar değiştikçe yeniden yazılan bir pozisyon olmasında. Hoca kararını kim, hangi kritere göre veriyor? Bu soruya kulübün kamuoyuyla paylaştığı bir cevap yok.

Dördüncüsü, şehirle bağın incelmesi. Transfermarkt verilerine göre Sivasspor 2019-20’de maç başına 12 bine yakın seyirciyle oynuyordu; 2025-26’da bu sayı 2.500 civarına indi. 27 bin 817 kişilik stadın onda biri bile dolmadı. Başkan Özçoban bunu kendisi söyledi: “Stadyumumuzda 2-3 bin kişiye oynuyoruz.” Aynı ligde Amed, maç başına 18 bini aşkın seyirciyle oynadı. Takım son dört sezonda dört ayrı isim sponsoruyla sahaya çıktı: EMS Yapı, Net Global, Özbelsan, Ekenler Beton. Gelir modeli bile sezonluk.

Altyapı tarafında her yaz birkaç gence profesyonel sözleşme imzalatıldığına dair haberler var. Ama bu oyuncuların A takımda ne kadar süre aldığını gösteren düzenli bir veri ne kulüp tarafından paylaşılıyor ne de ben bulabildim. Hocası her dört ayda bir değişen bir takımda gence süre vermek zaten kimsenin önceliği olamaz. Altyapı, sabır isteyen bir yatırım; sabrın olmadığı yerde ilk o feda ediliyor.

Başkaları bu çukurdan nasıl çıktı, kimler daha derine düştü?

Samsunspor 2024-25 sezonuna FIFA’nın iki dönemlik transfer yasağı ve önemli ayrılıklarla başladı. Hedef küme düşmemekti. Haziran 2024’te gelen Thomas Reis’e, sportif direktör Fuat Çapa’yla birlikte kadroyu kuracak alan tanındı; takım ligi üçüncü bitirdi ve 27 yıl sonra Avrupa’ya döndü. Yasak, kader değildi.

Göztepe 2022’de küme düşmüştü. Aynı yaz hisselerin yüzde 70’i Sport Republic’e devredildi; yeni ortaklar ilk basın toplantısında taraftardan sabır istedi, mucize vaat etmedi. Kasım 2023’te gelen Stanimir Stoilov takımı 2024’te Süper Lig’e çıkardı. Kulüp, başarıdan sonra da ona güvendi ve sözleşmesini uzattı. Göztepe 2025-26’yı altıncı bitirdi. Dönüşüm iki sezon sürdü, ama sürdü.

Bursaspor ise madalyonun iki yüzünü birden gösteriyor. 2010’da şampiyon olan kulüp mali krizlerle 2019’da Süper Lig’den düştü, 3. Lig’e kadar geriledi. Enes Çelik yönetiminde borçlar düzene sokuldu, taraftarın bağış kampanyalarıyla transfer tahtası açıldı. Bursaspor 3. Lig’de ve 2. Lig’de üst üste şampiyon oldu, bugün 1. Lig’in lideri. Alt liglerde bile tribünlere 40 binden fazla kişi geldi. Şehrini sahiplendiren kulüp, en dipten dönebiliyor.

Ters örnek de yakında. 2023’te Konferans Ligi’nde Genk’e penaltılarla elenen Adana Demirspor, önce Süper Lig’den düştü, ardından mali dosyalar ve puan silme cezalarıyla 1. Lig’i eksi puanla bitirip 2. Lig’e indi. Avrupa’daki o geceden 2. Lig’e inmek için üç sezon yetti.

Avrupa’da da ders aynı. Atalanta, Percassi ailesinin yönetiminde Gian Piero Gasperini’yle dokuz sezon çalıştı; altyapı ve oyuncu satışı üzerine kurulu model 2024’te Avrupa Ligi kupasını getirdi. Brighton’da teknik direktörler değişti; Potter, De Zerbi, Hürzeler. Ama kulübün oyuncu bulma ve hoca seçme yöntemi değişmedi. Hoca değişti, yöntem kaldı.

Teknik direktör dışında ne değişmeli?

Sivasspor bir yatırım fonu değil; Brighton’ın bütçesini, Göztepe’nin ortağını beklemenin anlamı yok. Ama bedava olan bazı şeyler var. Birincisi, futbol aklının yönetim kurulundan bağımsız yaşaması: Sportif direktörlük çok yıllı bir sözleşmeye bağlanmalı. Hoca seçiminin ölçütleri, yani oyun fikri, kadroya uyum ve gence süre verme geçmişi, yazılı hâle gelip genel kurula sunulmalı. İkincisi, Çavuş’a kendi ölçütleriyle değerlendirileceği bir zaman tanımak: Sezon sonuna kadar, puan cetveline bakılarak değil, önceden açıklanmış hedeflere göre. Üçüncüsü, transferde taksitli bonservis kapısını kapatmak. Angielski dosyası, gelecek yönetimlerin önüne konacak yazılı bir uyarı olmalı. Gelecek kadro satılabilir yaş aralığında, maaş tavanı belli oyunculardan kurulmalı. Dördüncüsü, borç tablosunu yalnızca genel kurulda değil, düzenli aralıklarla kamuoyuyla paylaşmak. Taraftardan kombine ve destek isteyen yönetim, karşılığında şeffaflık vermeli. Beşincisi, altyapıdan A takıma her sezon somut bir süre hedefi koyup sonucu açıklamak. Ve son olarak şehirle yeni bir sözleşme: Yerel iş dünyasıyla sezonluk isim sponsorluğu yerine çok yıllı ortaklıklar, taraftarla da kongre salonundan öte bir ilişki.

Bunların hiçbiri Pazar günü Boluspor maçını kazandırmaz. Ama yapılmazsa, önümüzdeki yıllarda da her teknik direktör aynı duvara çarpacak.

Sivas’ta bir teknik direktörün ortalama görev süresi artık beş ayı bulmuyor. Kulübede oturan adamı değiştirmek kolay, bir telefonla ve bir imzayla oluyor. Zor olan, o kulübeyi kimin, hangi akılla ve kaç yıllığına dolduracağını belirleyen düzeni değiştirmek. Sivasspor’un kupa kaldırdığı yıllarda formül sihirli değildi; sadece aynı insanlar uzun süre aynı işi yapıyordu. Sekiz hocanın çözemediği bir sorun dokuzuncunun da sorunu olacaktır. Eğer kulübede adı değişip sonucu değişmeyen bir hikâye yazılıyorsa, sıradaki ismi değil, o ismi seçen anlayışı tartışmanın vakti çoktan geldi.

Kaynaklar

Güncel teknik direktör değişimi (Ekim 2026)

Teknik direktörler 2023-2026

Hocaların önceki başarıları

Sezonlar, Avrupa ve kupa

Yönetim, ekonomi, sportif yapı

Karşılaştırılan kulüpler

Bir Yorum Yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Benzer Yazılar