Kasımpaşa – Amedspor Maç Sonu (Dün de Dia Saba, Bugün de Dia Saba, Yarın da Dia Saba)
Kutay Tok kaleme aldı. X’ten alınmıştır. Kaynak: @KutayTokk
Kasımpaşa – Amedspor Maç Sonu
(Dün de Dia Saba, Bugün de Dia Saba, Yarın da Dia Saba)
Maça geçmeden önce Amedspor’un kadro tercihlerini fazlasıyla konuşmamız gerekiyor. Ligde üç hafta geride kaldıktan sonra dördüncü haftada Amedspor merkezinde hâlâ Raveloson ismini görmemizin teknik olarak açıklanabilecek hiçbir tarafı yok.
Santrfor tercihinde de benzer bir durum var. Oyunu rakip sahaya yıkamayacağın, rakibe sürekli baskı kuramayacağın bir deplasman maçında elinde Orban varken Diagne ile başlamazsın. İç sahada “Baskılı oynayacağım, oyunu kutuya taşıyacağım ve final kısmında Diagne’ye güveniyorum” dersen bunun anlaşılabilir bir tarafı var. Ancak deplasmanda, rakibin sol stoperi Ilie’nin ağırlığını da bildiğin hâlde Diagne ile başlamanın mantığını bulmak kolay değil.
Oyuna dönersek, maçın hiçbir bölümünde iki takımdan birinin diğerine çok net bir oyun üstünlüğü kurmadığı ancak skor üstünlüğünün sürekli el değiştirdiği bir karşılaşma izledik. İlk gole kadar geçen 20 dakikalık bölüm iki taraf adına da oldukça dengeliydi. Buna rağmen pozisyon üstünlüğü Amedspor’daydı. Dia Saba’nın yine akıl dolu pasıyla Diagne’yi karşı karşıya bıraktığı pozisyon bunun en net örneğiydi.
20.dakikada Kasımpaşa’nın golü taç organizasyonunun devamında geldi. Seken top Kasımpaşa’da kaldı, kutuya yapılan ortada Amedspor savunmacıları rakibi yeterince rahatsız edemeyince skor 1-0’a geldi.
Burada önemli bir ayrıntı var. Kasımpaşa ilk üç haftada hiçbir rakibine karşı maçın 0-0 bölümüne önde baskıyla başlamamıştı. Öncelikleri topun arkasına geçmek ve önce savunmaktı. Yalnızca geride oldukları Başakşehir maçının ikinci yarısında yüksek şiddetli bir ön alan baskısı görmüştük. Bu maçta ise 4-4-2 karşılaması içerisinde, Başakşehir maçındaki kadar yüksek şiddette olmasa da daha önde baskı yapan bir Kasımpaşa vardı.
Bunun sebebi bana göre çok net: Rakibin merkezinde Raveloson-Gökhan ikilisini görüyorsanız yapacağınız baskıdan sonuç alamama ihtimaliniz çok düşük.
İki oyuncu da sırtı dönük topla buluştuğunda topu alıp rahat şekilde yönünü kaleye çevirebilen oyuncular değil. Önlerinde alan oluştuğunda topu efektif biçimde taşıyamıyorlar ve tek pasla takımı rakip sahaya taşıma ihtimalleri oldukça düşük. Böyle iki merkez oyuncusuyla oynuyorsanız en azından savunma tarafında temas kalitelerinin çok yüksek olması gerekir.
Gökhan bu konuda kötü değil. Ancak Amedspor 4-4-2 karşılamasında iki kenarını merkeze yeterince daraltamadığı anda Raveloson-Gökhan ikilisinin savunması gereken alan büyüyor ve asıl problem orada başlıyor. İki oyuncu da geniş alan savunucusu değil; üstelik rakibe baskıya çıkış zamanlamalarında da problemler var. Dar ve kompakt bir yapının içinde bazı eksikleri saklayabilirsiniz ama takımın enine ve boyuna mesafeleri açıldığında bu ikilinin zaafları çok daha görünür hâle geliyor.
35.dakikadaki pozisyon bunun en temiz örneklerinden biri. Rakip kendi yarı alanında taç kullanıyor, Amedspor’un iki merkez oyuncusunun da rakibe temas edecek dermanı yok ve Kasımpaşa iki pasla karşı karşıya kalıyor. Bunlar küçük ayrıntılar gibi görünebilir ama merkez orta saha performansını değerlendirirken tam olarak bu sekanslara bakmak gerekiyor
Amedspor’un elindeki en iyi merkez orta saha oyuncusu bana göre Furkan Soyalp. Furkan da iyi bir geniş alan savunucusu değil ancak onu diğerlerinden ayıran çok önemli bir özellik var: Gördüğü yere pası atabiliyor. Amedspor’un ikinci golünde herkes Khalil’in asistini konuşuyor ama Khalil’e o pası veren isim Furkan. Diğer merkez oyuncularından biri aynı bölgede topla buluşsa o pasın çıkmayacağını hepimiz biliyoruz
Furkan oyuna girdikten iki dakika sonra savunma arkasına attığı bir pas var. Yaklaşık 15 dakika içerisinde üç kez kaleyi yokluyor. Sahada kalan diğer merkezlerin neyi var? Topu alıp yanındaki oyuncuya vermesi var. Aradaki fark yalnızca pas yüzdesi veya top kaybı üzerinden okunabilecek bir fark değil; bir oyuncu topu aldığında oyunun yönünü değiştirmeye çalışıyor, diğerleri çoğunlukla topun sorumluluğunu devrediyor.
İlk yarı 1-0 devam ederken 42. dakikada yine Dia Saba sahneye çıktı. Akıl almaz bir kontrolün ardından Kraniqi’yi karşı karşıya bırakabilecek pası çıkarıyor ancak final yine gelmiyor. Benim Dia Saba’ya olan aşkım geçen hafta pazartesi başlamadı. Geldiği günden beri bu oyuncunun hayal ettirdiklerini anlatıyorum. Bugün dört büyük takımın 10 numaralarından biri bu pasları atsa sabah akşam editleri dönerdi. Dia Saba’nın bu ligin içerisinde herkesten ayrı tutulması gereken bir oyuncu olduğunu hiçbir zaman unutmamak lazım.
Maçın genel hikâyesinde skorla oyunu birbirinden ayırmak da gerekiyor. Kasımpaşa 2-0’ı bulduğunda Amedspor’dan çok daha üstün oynayan taraf değildi. Aynı şekilde skor 2-2’ye geldiğinde de Amedspor oyunun kontrolünü tamamen ele geçirmiş değildi.
2-1’i getiren şey Orban’ın ısrarcılığıyla rakibi hataya zorlamasıydı. Ardından Kasımpaşa savunmasının uyuduğu bir anda yine Orban’ın kalitesi devreye girdi ve skor 2-2’ye geldi. Yani tabeladaki değişimlerin tamamını saha içindeki oyun üstünlüğüyle açıklayabileceğimiz bir maç değildi.
Kasımpaşa tarafında da ilk üç haftaya göre ciddi bir gerileme vardı. Önceki maçlarda topun arkasına 10 kişi geçiyor, hat aralarını çok iyi daraltıyor ve oldukça kompakt kalıyorlardı. Bu maçta ise ön tarafla arka taraf arasındaki mesafe neredeyse maçın her bölümünde fazlaydı. Savunurken de zaman zaman yürüme modunda kaldılar. İlk üç haftada gördüğümüz savunma disiplini bu maçta ciddi şekilde sallandı.
Amedspor tarafında ise artık oyunun iki yönünden en az birini gerçekten iyi oynamak gerekiyor. Bugün “Amedspor iyi savunuyor mu, sahada iyi duruyor mu?” sorusunun cevabı evet değil. “Amedspor iyi hücum ediyor mu?” sorusunun cevabı da evet değil.
Alınan skorlar bir süre oyunun üzerini örtebilir. Ancak geçen sezonu iyi hatırlamak gerekiyor. Kazanılan maçların ardından neler söylediğimizi, sorunların sonuçlar iyi giderken nasıl görmezden gelindiğini ve sezon içerisinde kaç teknik adam değiştiğini unutmayalım.
Skor değişebilir, puanlar gelebilir ama oyunun gerçekleri değişmiyor. Amedspor’un da geçen sezondan en fazla ders çıkarması gereken nokta tam olarak burası.