Antalyaspor – Kayserispor Maç Sonu: Kayserispor’da Tesadüf Değil, Organizasyon Kazanıyor

Antalyaspor – Kayserispor Maç Sonu: Kayserispor’da Tesadüf Değil, Organizasyon Kazanıyor
Yazı Özetini Göster

Kutay Tok kaleme aldı. X’ten alınmıştır. Kaynak: https://x.com/KutayTokk/status/2110644871690142041

Antalyaspor – Kayserispor Maç Sonu

(Kayserispor’da Tesadüf Değil, Organizasyon Kazanıyor)

Futbolda kazanırken de kaybederken de “Nasıl kazandım, nasıl kaybettim?” sorusunun son derece önemli olduğuna inanıyorum. İyi oynayarak kaybettiğiniz karşılaşmaların ardından psikolojik bir kırılma yaşamazsanız, sezon uzun olduğu için o kayıpları telafi etme fırsatını mutlaka bulursunuz. Ancak kötü oynayarak kazanılan maçların oluşturduğu yanılgının bedelinin çok daha ağır olabildiğini düşünüyorum.

Bu konunun biraz üzerinde durmak gerekiyor.

Geçen hafta Boluspor deplasmanında Antalyaspor kazanmasına rağmen, millî ara sonrasında ortaya koyduğu oyun benim adıma büyük bir hayal kırıklığıydı. O gün rakip Boluspor değil de farklı bir takım olsaydı Antalyaspor’un çok kolay puan kaybedebileceğini söylemiştim. Bugün rakip Kayserispor’du, oyun yine iyi değildi ve bu kez Antalyaspor kolay bir mağlubiyet yaşadı.

Kayserispor cephesinde ise tam tersi bir hikâye var. Bursaspor ve Karagümrük karşılaşmalarının ardından ortalık yangın yerine dönmüş, olası bir Erokspor mağlubiyetinin teknik direktörün görevine mal olabileceği bir noktaya gelinmişti. Ancak ben o dönemde de Kayserispor’un oyun olarak iyi bir seviyede olduğunun altını çizmiştim.

Bursaspor karşılaşmasının ilk yarısında topa daha fazla sahip olan taraf Bursaspor’du ancak sahada kendi planlarını daha iyi uygulayan takım Kayserispor’du. Karagümrük maçının ilk yarısında ise Kayserispor, devreyi en az 3-0 önde tamamlayabilecek kadar net fırsatlar üretmişti. Bursaspor karşılaşmasının ikinci yarısında gereğinden fazla geriye çekildikleri eleştirisine katılıyordum ancak takımın genel oyununa yöneltilen ağır eleştirileri anlamsız buluyordum.

Kayserispor’un bugün geldiği noktayı değerlendirirken yalnızca kazandığı maç sayısına değil, bu galibiyetleri birbirinden ne kadar farklı oyun senaryolarında elde ettiğine de bakmak gerekiyor.

Manisaspor karşısında birinci bölgede derin savunma yapan rakibi çözerek kazandılar. Mardinspor karşısında orta blokta oldukça iyi yerleşen bir takıma üstünlük kurdular. Oyunu oynamaya çalışan Erokspor’u mağlup ettiler. Iğdır FK karşılaşmasında ilk 45 dakikada işler yolunda gitmezken teknik direktörün müdahaleleriyle galibiyete ulaştılar.

Bugün ise yağışlı havada, ağır bir zeminde ve en az kendileri kadar kaliteli bir rakibe karşı oynadılar. Buna rağmen skor 0-3’e gelene kadar karşılaşmanın kontrolü büyük ölçüde Kayserispor’daydı.

Bu örnekleri daha da artırabiliriz. Önemli olan, Kayserispor’un yalnızca tek bir oyun senaryosuyla maç kazanan bir takım olmaması. Her galibiyetin farklı bir hikâyesi ve o hikâyenin içerisinde doğru uygulanan farklı bir oyun planı var.

Antalyaspor karşılaşmasının saha içi detaylarına gelirsek…

Kayserispor, topa sahip olduğu anlarda yine ağırlıklı olarak 2-3-4-1 düzeninde konumlandı. Oyun kurulumunda zorlandığı bölümlerde ise Görkem’in daha geriye gelmesi, iki bekin yükselmesi ve kenar oyuncularının iç koridorlara yerleşmesiyle 3-1-3-3 yapısına dönüştüklerini zaman zaman gördük.

Ancak benim için bu yerleşimlerin kendisinden daha önemli olan, Benhur ve Seferi’nin bulundukları bölgelerde üstlendikleri roller.

İki oyuncunun savunma arkasına yaptığı derin koşuların oluşturduğu tehdidi artık uzun uzun anlatmaya gerek yok. Fakat bunun yanında çok değerli bir iş daha yapıyorlar: İç koridorlara gelerek pas bağlantılarına katılıyorlar. Böylece yalnızca rakip savunmanın arkasını tehdit eden oyuncular olmaktan çıkıp, hücumun kurulmasına ve devamlılığına da katkı sağlıyorlar.

Kayserispor’un hücumdaki çeşitliliğini artıran önemli ayrıntılardan biri bu. Aynı oyuncuların hem derinlik tehdidi oluşturabilmesi hem de gerektiğinde iç koridorda bağlantı rolünü üstlenebilmesi, rakip savunmanın işini oldukça zorlaştırıyor.

Top rakipteyken ise Kayserispor’un 4-4-2 baskı düzenini gördük. Camara ve Moreno rakibin sağ ve sol stoperlerine çıkarken merkezde oluşan +1 oyuncu avantajına karşı stoperlerden birinin kontrollü şekilde öne çıktığı anlar vardı.

Burada önemli olan, stoperin boşta kalan oyuncuya ne kadar agresif çıktığı değil, o oyuncuyla arasındaki mesafeyi azaltırken kendi savunma pozisyonunu da koruyabilmesiydi. Kayserispor, stoperini tamamen merkez oyuncusunun peşine göndermek yerine hem pas bağlantısını zorlaştırmayı hem de savunma hattındaki dengeyi kaybetmemeyi hedefledi.

Bu yaklaşım özellikle Tabidze açısından oldukça önemli. Çünkü Tabidze’nin baskıya çıkış zamanlamasında problemler var. Çok yüksek şiddetle öne çıktığında baskısının kırılma ihtimali artıyor ve geriye dönüşte de ciddi sıkıntılar yaşayabiliyor.

Nitekim 26. dakikada bunun bir örneğini gördük. Tabidze agresif şekilde öne çıktı, rakip bu baskıyı kırdı ve oluşan tehlikeyi Kayra’nın kademeye girmesi engelledi. Dolayısıyla Tabidze’nin kontrollü çıkışları yalnızca bir taktik tercih değil, oyuncunun bireysel özellikleri düşünüldüğünde savunma güvenliği açısından da önemli.

Burada Kayserispor adına ilerleyen haftalarda ortaya çıkabilecek başka bir probleme de dikkat çekmek istiyorum.

Kayserispor şu ana kadar hiçbir karşılaşmada ilk golü yiyen taraf olmadı. Bu nedenle takımın bazı savunma zaafları henüz yeterince görünür hâle gelmedi.

İlk golü yedikleri bir senaryoda rakip savunmayı açmak için stoperlerin daha fazla öne çıkması, savunacakları alanın büyümesi ve iki bekin arkasında bırakılan boşlukların daha belirgin hâle gelmesi muhtemel. Özellikle stoperlerin geniş alan savunmasındaki özelliklerini ve beklerin arkasına atılan toplarda yaşanabilecek problemleri düşündüğümüzde, Kayserispor’un asıl savunma sınavının geriye düştüğü karşılaşmalarda başlayacağını düşünüyorum.

Bu konunun altını özellikle çizmek gerekiyor. Çünkü takımın bugüne kadar ilk golü yememiş olması, bazı savunma problemlerinin henüz ciddi şekilde sınanmamasını sağladı.

Şimdi 13. dakikaya gidelim ve Kayserispor’un 4-4-2 baskısı kırıldıktan sonra nasıl doğru savunma yaptığını inceleyelim.

Antalyaspor – Kayserispor, Kutay Tok analiz görseli 1
Görsel 1: Kutay Tok / X
Antalyaspor – Kayserispor, Kutay Tok analiz görseli 2
Görsel 2: Kutay Tok / X
Antalyaspor – Kayserispor, Kutay Tok analiz görseli 3
Görsel 3: Kutay Tok / X

İlk görselde Tabidze’yi yuvarlak içerisine aldım. Kayserispor tamamen bire bir eşleşmeye dayalı bir baskı düzeni uyguluyor olsaydı, Tabidze’nin Streek’e çok daha yakın konumlanmasını beklerdik. Ancak az önce bahsettiğim kontrollü stoper çıkışının avantajını burada net biçimde görüyoruz.

Tabidze hem savunmadaki pozisyonunu kaybetmiyor hem de Streek’le arasındaki mesafenin fazla açılmasına izin vermiyor. Aynı pozisyonda Mert’in ters kanattan gelişen hücuma karşı merkeze doğru yaptığı daralma da son derece değerli. Mert’in doğru konumlanması, Kayserispor’un baskısı kırılmasına rağmen savunma dengesini tamamen kaybetmemesini sağlıyor.

İkinci görselde atağın devamını görüyoruz. Costa’nın duvar olduğu pozisyonda Kayserispor’dan birçok oyuncu oyunun dışında kalıyor. Bu noktada savunma açısından oldukça tehlikeli bir durum oluşuyor.

Üçüncü görsele geçtiğimizde ise Tabidze’nin boşta kalan alana doğru son derece doğru konumlandığını görüyoruz. Burada Kayserispor’un isteyeceği şey, rakibin topu ters kanattaki boş oyuncuya göndermesi. Çünkü baskı kırıldıktan sonra savunmanın yeniden yerleşebilmesi için zamana ihtiyacı var.

Rakip hücumu merkezden devam ettirebilseydi pozisyonun golle sonuçlanma ihtimali çok daha yüksek olacaktı. Ancak top ters kanada gönderildiğinde Kayserispor yeniden savunmaya yerleşmek için gerekli zamanı kazandı.

Pozisyonun devamında başlangıçta sayısal olarak eksik yakalanan Kayserispor’un, ceza sahasında rakibine karşı 6’ya 4 üstünlük kurduğunu görüyoruz.

Elbette ceza sahasında kalabalık olmak gol yemeyeceğiniz anlamına gelmiyor. Ancak burada değerlendirmemiz gereken şey yalnızca pozisyonun nasıl sonuçlandığı değil, baskısı kırılan bir takımın doğru konumlanmalarla savunma dengesini nasıl yeniden kurabildiği. Kayserispor bu pozisyonda bunun oldukça değerli bir örneğini gösterdi

Kayserispor’un attığı ilk gole baktığımızda ise pozisyon başlangıçta klasik bir kaleci hatası gibi görünebilir. Ancak golün oluşum sürecini yalnızca kalecinin hatası üzerinden değerlendirmek, Kayserispor’un doğru yaptığı işleri gözden kaçırmamıza neden olur

Önce Görkem’in uzun oynadığı topu rakip savunma uzaklaştırıyor. Ardından Sinan sahipsiz topu kazanıyor ve gelişen hücumda Seferi ceza sahasına ortasını yapıyor. Rakip savunma bu topu da uzaklaştırıyor ancak Kayserispor rakip yarı sahaya iyi yerleştiği için Görkem ikinci topu kazanıyor.

Atağın devamında Görkem şutunu çekiyor, kaleciden dönen topu Moreno takip ederek golü atıyor.

Bu golün asıl hikâyesi, Kayserispor’un ikinci topları kazanarak hücumun devamlılığını sağlaması. Rakip sahaya doğru yerleştiğinizde uzaklaştırılan topları yeniden kazanabilir, bitmiş gibi görünen hücumları tekrar başlatabilirsiniz. Kayserispor’un ilk golünde de bunun karşılığını gördük.

İkinci gol ise tam anlamıyla klasik bir Doğukan Sinik golü.

Kayserispor taç atışını kullanıyor, Streek topu kazanıyor ve hücumun devamında Doğukan gereksiz bir bölgede çalım denemesine girerek topu kaybediyor. Daha önemlisi, topu kaybettikten sonra aynı agresiflikle reaksiyon göstermiyor. Pozisyonun devamı da Kayserispor’un golüyle sonuçlanıyor.

Burada yalnızca top kaybını değil, kaybedilen topun ardından verilen savunma reaksiyonunun yetersizliğini de konuşmak gerekiyor.

Antalyaspor’un genel oyununa dönersek, karşılaşmanın 12 ile 17. dakikaları arasındaki istatistikler bile yaşanan problemi anlatmaya yeterli.

Skor 0-1 devam ederken bu beş dakikalık bölümde Kayserispor’un topa sahip olma oranı %75’e ulaşıyor. 15 ile 17. dakikalar arasındaki iki dakikalık bölümde ise bu oran %88’e kadar çıkıyor.

Bu iki dakikada ortaya çıkan pas istatistikleri:

* Kayserispor: 38 pas, 36 isabet

* Antalyaspor: 4 pas, 2 isabet

Kendi sahasında 0-1 geriye düşmüş bir takımın rakibine bu kadar kolay top kontrolü bırakması kabul edilebilir değil. Skor dezavantajına rağmen oyuna ortak olamayan, topu geri kazanamayan ve rakibin pas organizasyonuna cevap veremeyen bir Antalyaspor izledik.

Osman Hoca ise maçın ardından rakibin bile bu skora şaşırdığını söylüyor.

Eğer karşılaşmanın hikâyesini gerçekten böyle okuyorsa vah ki ne vah!


Kutay Tok, Osman Özköylü’nün maç sonu sözleri üzerine ayrıca şunu yazdı (X’teki paylaşım):

Antalyaspor – Kayserispor karşılaşmasının ardından Osman Özköylü “Rakip bile skora şaşırdı” demiş. Benim şaşırdığım şey ise başka: Kayserispor 0-1 öne geçtikten sonra 12-17 dakikaları arasında yüzde 75 topa sahip olsun, 15-17 arasında bu oran yüzde 88’e çıksın; Kayserispor 38 pasın 36’sında isabet sağlarken Antalyaspor 4 pasın yalnızca 2’sini tamamlasın.

Asıl şaşırılması gereken tablo bu.

Maç 0-3 olduktan sonra sabaha kadar topa sahip olabilirsin. Kayserispor’un artık topla işi kalmamışken senin topa sahip olmanın tek faydası, maç sonunda çıkıp “Topa daha fazla sahip olan taraf bizdik” diyebilmendir. Skor 0-1’ken rakibin %88 topa sahip olmasına cevap veremeyip maç 0-3 olduktan sonraki topa sahip olma oranıyla oyunu anlatmaya çalışmak, La Fontaine’den masal anlatmaktan farksız.

Benzer Yazılar