Antalyaspor – Sivasspor Maç Sonu (İsmet Taşdemir’in Cebinden Önde Baskı Kartı Çıktı)
Kutay Tok kaleme aldı. X’ten alınmıştır. Kaynak: @KutayTokk
Antalyaspor – Sivasspor Maç Sonu
(İsmet Taşdemir’in Cebinden Önde Baskı Kartı Çıktı)
Sivasspor’un artık farklı rollerle, farklı bir oyun oynamaya ihtiyacı olduğu çok net ortadaydı. Beş haftadır aynı oyunu oynayıp farklı sonuç almaya çalışan bir teknik ekip vardı. Dün akşam ise İsmet Taşdemir sonunda cebindeki ön alan baskısı kartını çıkardı.
Maçtan önce biri çıkıp “Sivasspor Antalyaspor deplasmanında önde basacak” deseydi ne düşünürdük? Biraz buraya gelmek lazım çünkü bu, verilmesi kolay bir karar değildi. Sivasspor taraftarı olsam “önde baskı” lafını duyduğum anda önce heyecanlanırdım. Çünkü yaklaşık iki sezondur izlediğimiz o miskin oyundan sonra, önde baskı fikrinin kendisi bile heyecan verici. Ancak hemen arkasından iki soru geliyor: Bu baskıyı hangi oyuncu grubuyla, hangi rollerle yapacağız ve Antalyaspor deplasmanı bunun için doğru maç mı?
Antalyaspor 3-4-3 oynuyor. Bu yapıya önde basabilmek için rakibin üçlü ilk hattına üç oyuncuyla çıkmanız, merkezdeki dört oyuncuya karşı arkadan destek getirmeniz ve beklerinizi oldukça yüksek konumlandırmanız gerekiyor. Üstelik rakibin savunma önünde oynayan Safuri ve Pedrinho’nun en önemli özelliklerinden biri baskı altında top kullanabilmeleri. Yani Antalyaspor deplasmanında ön alan baskısına gitmek, kâğıt üzerinde ciddi bir kumardı. Fakat Sivasspor’un da artık farklı bir şey denemeye ihtiyacı olduğu kesindi.
Bir diğer önemli soru da şuydu: Önde basacağız ama kimle?
Elinizde santrforculuğu tartışılmayacak seviyede olan fakat ön alan baskısı iştahı çok yüksek olmayan Manaj var. Manaj’ın arkasında Charisis ya da Cihat’la bu baskıyı yapmaya kalktığınızda, bir de Ethemi’nin topsuz oyundaki miskinliğini denkleme eklediğiniz zaman ödenecek bedel çok ağır olabilirdi. İsmet Taşdemir’in bence en önemli dokunuşu da burada geldi. Hoca sadece “Önde basalım” demedi; önde basabilecek bir oyuncu grubu ve rol dağılımı oluşturdu.
Haftalardır rakip koşuları takip etmesi ve savunma disiplini konusunda övgüyle bahsettiğim Kamil’i 10 numara pozisyonuna taşıdı. Böylece hem öndeki baskının reaksiyon kalitesini artırdı hem de Mohammed ile rollerin çarpışmasının önüne geçti. Ethemi kulübeye alındı. Yerine bire bir tehdidi Ethemi kadar yüksek olmayabilir ama baskıda soru işareti daha az olan, ayrıca ceza sahasına yaptığı ortalarla hücumda da sinyal veren Burak Kapacak başladı.
Sivasspor’un baskı organizasyonu da gelişigüzel değildi. Rakibin üçlü savunmasına iki kenar oyuncusu ve Manaj çıkıyor, Kamil merkezdeki oyuncuyla eşleşiyor, iki bek yükselerek Antalyaspor’un kanat beklerini karşılıyordu. Antalyaspor merkezde hâlâ +1 oyuncuya sahip olduğunda ise Sivasspor bunu kenar ve bek oyuncularının bire birlerine giderken merkeze doğru daralmasıyla çözmeye çalıştı. İkinci yarıda gerektiğinde stoperlerden birini merkeze kadar çıkarmaktan çekinmemeleri de bu planın ne kadar cesur uygulandığını gösterdi.
Burada asıl değerli nokta yalnızca oyuncuların öne çıkması değildi. Takım boyu oldukça kısa kaldı. Ön taraf baskıya giderken savunma hattı geride beklemedi; bloklar birlikte öne taşındı. Oyuncu grubu da baskı reaksiyonunu iyi verince Antalyaspor’a rahat oyun kurdurmayan bir Sivasspor ortaya çıktı.
“Özlediğimiz Sivas’ı gördük” desek abartmış olmayız.
İlk gol de maçın hikâyesine yakışan şekilde geldi. Genç kalecinin uzun pasıyla başlayan hücumda Manaj ve Kamil’in ortaya koyduğu oyun zekâsı skoru 0-1’e getirdi. Sivasspor adına bence çok iyi giden bir maç, duran top sonrası oluşan karambolle 1-1’e geldi. Fakat o ana kadar ortaya çıkan oyun şunu düşündürüyordu: Sivasspor bu maçı kazansa da kaybetse de taraftarın uzun zamandır görmek istediği bir oyun vardı.
İkinci yarıda ise Manaj avın kokusunu aldı.
Manaj’ın çok önemli özelliklerinden biri, maç içerisinde rakip savunmanın zayıf halkasını çok çabuk tespit etmesi. Hangi stoperin daha kırılgan, hangisinin tecrübesiz olduğunu anladıktan sonra ısrarla onun üzerine oynuyor. Geçen hafta Berkay’ı hedef aldı ve skoru yaptı; bu hafta genç Ensar’ı gözüne kestirdi ve yine sonucunu aldı. Sivasspor’un geçen hafta attığı golün bir benzerini bu hafta tekrar bulması kadar, Antalyaspor teknik ekibinin aynı tehdide karşı önlem üretememesi de konuşulmalı.
Maçın sonunda penaltı gol olsa ve karşılaşma 2-2 bitseydi de Sivasspor’un yaptığı doğruları yine konuşacaktık. Fakat aynı zamanda Okan Erdoğan’ın savunmacılığındaki vasatlığı da bir kez daha konuşmak zorunda kalacaktık. Sonuç bazen oyunun içerisindeki problemleri örtebilir ama o problemler ortadan kalkmış olmuyor.
Antalyaspor tarafında ise başka bir konu var. Maç 1-1, Bülent Hoca oyuncu değişikliğine gidiyor. Böyle bir anda oyuna Mevlüt yerine Doğukan Sinik giriyorsa neyi sorgulayalım? Forma adaletini mi, hayallerin küçüklüğünü mü, yoksa bu kararlar yüzünden galibiyetin bir türlü nasip olmamasını mı?
Artık hatırlarla yaşamaktan vazgeçilmesi gerekiyor. Bir oyuncunun geçmişte yaptıkları, bugün sahada verebildiklerinin önüne geçmemeli. Hele maçın gidişatını değiştirmek için kulübeye döndüğünüzde tercihinizin mevcut düzeni devam ettirmekten fazlasını vadetmesi gerekiyor.
Olmayacaksa Mevlüt’le olmasın. Mücadele ediyormuş gibi yapanlarla kaybetmek yerine gençlerle kaybetme cesaretini ortaya koymak lazım. En azından sahaya açlık, enerji ve kendisini göstermek isteyen bir oyuncunun reaksiyonunu koyarsınız. Forma rekabetinin anlamı da zaten burada başlıyor.