Bir eşleşme değişti, maç değişti: Gençlerbirliği–Erzurumspor
Bu yazı Kutay Tok’un X paylaşımından alınmıştır. Kaynak: @KutayTokk
Futbol analisti Kutay Tok, Gençlerbirliği–Erzurumspor maç sonunu “Bir eşleşme değişti, maç değişti” başlığıyla değerlendirdi.
Maçın ilk yarısını tek parça üzerinden değerlendirmenin doğru olmayacağını yazdı. İlk 14 dakika ile 14. dakikadan devre arasına kadar oynanan bölüm arasında Erzurumspor adına ciddi bir oyun farkı olduğunu belirtti.
Erzurumspor’un ilk iki haftanın ardından bu maça 5’li savunmayla başladığını kaydetti. Hakan Kutlu döneminde 5’li oynama kültürü kazanmış, bu yapının saha içindeki alışkanlıklarını uzun süre taşımış bir takım için 5’liye dönüşün şaşırtıcı olmadığını, asıl analiz edilmesi gerekenin o dönemden kalan oyun hafızasının Serkan Hoca’nın bugünkü Erzurumspor’unda ne kadar karşılığının olduğunu yazdı.
Çünkü ilk 14 dakikanın hiç iyi sinyaller vermediğini belirtti. Maçı izleyen herkesin aklından “Erzurumspor için çok sıkıntılı bir gece olabilir” düşüncesinin geçtiğini tahmin ettiğini kaydetti. Rakiple birebir kalınan eşleşmelerde fazlasıyla geçişken, topa sahip olduğunda Baiye-Owusu gibi birbirine yakın iki profille oyun kurmakta zorlanan ve en önemlisi rakibi karşılama planında ciddi problemler yaşayan bir Erzurumspor olduğunu yazdı.
5-2-1-2 karşılamasında Mustafa’nın, Gençlerbirliği’nin stoperleşen beki Abdurrahim’i kontrol ettiğini; Eren’e ise iki farklı sorumluluk yüklendiğini belirtti: Diabate’ye giden pas kanalını kapatmak ve aynı anda Zuzek’in oyuna girişini sınırlamak. Rodriguez’in Diabate ile birebir eşleştiğini yazdı. Kâğıt üzerinde belirli bir mantığı olan bu planın sahadaki en büyük açığının Goutas-Pereira ikilisinin inanılmaz derecede serbest kalması olduğunu kaydetti.
Eren’in bütün dikkatini Diabate’ye vermesinin, Giorbelidze’nin de öne çıkıp Pereira ile eşleşmemesinin Gençlerbirliği’ne sağ tarafta çok rahat bir oyun kurulum alanı bıraktığını yazdı. Üstelik meselenin yalnızca ilk pasın rahat çıkması olmadığını belirtti. Sağ iç cepte oluşan Oğulcan-Baiye eşleşmesinde Baiye’nin rakibine anlamsız derecede uzak kalmasının, Gençlerbirliği’nin o tarafta kurduğu Pereira-Oğulcan-Traore üçgenlerini sürekli işler hâle getirdiğini kaydetti. Bir tarafta bu üçgenler üzerinden ilerleyen bir oyun, diğer tarafta ise Gouveia’nın birebir zorlamaları olduğunu yazdı.
Yani Gençlerbirliği’nin ilk 14 dakikada yalnızca daha iyi oynayan taraf olmadığını; Erzurumspor’un karşılama planındaki boşlukları tekrar tekrar aynı bölgeler üzerinden bulduğunu belirtti. Bu kadar problemli geçen bölümün 0-0 tamamlanmasının Erzurumspor adına maçın ilk kazancı olduğunu kaydetti.
14. dakikadan sonra ise küçük görünen bir yerleşim değişikliğinin oyunun dengesini ne kadar değiştirebildiğini gördüklerini yazdı. Erzurumspor’un karşılama planını revize ettiğini; Giorbelidze’nin daha yükseğe çıkıp Pereira ile eşleşmeye, Mujakic’in ise rakip kenara doğru kaymaya başladığını belirtti. Diğer tarafta Abdurrahim bekleştiğinde aynı tarifi Orhan-Amar ikilisinin uyguladığını kaydetti.
İlk bölümde Gençlerbirliği’ne bırakılan serbest oyuncular ortadan kalkınca oyunun bir anda dengelendiğini yazdı. Erzurumspor’un ilk 14 dakikadaki probleminin 5’li oynaması değil, 5’linin önünde kimin kimi ve hangi mesafede karşılayacağının doğru ayarlanmaması olduğunu belirtti. Eşleşmeler düzeltildiğinde aynı yapı içerisinde çok daha kabul edilebilir bir takımın ortaya çıktığını kaydetti.
Burada kendisi için küçük değil, oldukça önemli başka bir ayrıntı daha olduğunu yazdı: Eren’in neden sol santrfor başladığını anlamakta zorlandığını belirtti. Gençlerbirliği’nin zaten Abdurrahim’i stoperleştirip oyunu sol çizgi üzerinden kurmaya çalışmadığını kaydetti. Eren sağ santrfor, Mustafa sol santrfor başlasa Erzurumspor’un rakibi karşılama kalitesinin daha başlangıçta yukarı çıkabileceğini düşündüğünü yazdı. Üstelik bu değişikliğin yalnızca topsuz oyunu değil, hücumu da oyuncuların doğal alışkanlıklarına daha uygun hâle getireceğini belirtti.
Geçen sezon Eren’in kendisini sağ tarafa atıp bağlantıya geldiği, Benhur’a tekte bıraktığı paslarla onu defalarca pozisyona soktuğu sekansları çok gördüklerini kaydetti. Bu maçta da Erzurumspor’un ürettiği hemen hemen bütün ciddi hücumlarda Eren’in sağ yarım alana yaklaşarak bağlantı kalitesini kullanmasının izi olduğunu yazdı. Mustafa’nın ise geçen sezon sol taraftan yaptığı savunma arkası koşularla daha büyük bir derinlik tehdidi oluşturduğunu bildiklerini ekledi.
Dolayısıyla Eren’i sağa, Mustafa’yı sola yerleştirmenin bir oyuncuyu birkaç metre sağa, diğerini birkaç metre sola kaydırmaktan çok daha fazlasını vaat ettiğini belirtti: Eren’in bağlantı kalitesini, Mustafa’nın ise savunma arkası koşu tehdidini daha doğal bölgelerinde kullanabilirdin.
Bu dokunuş yapılmamasına rağmen Erzurumspor’un uzun topların sekenlerini ve ikinci topları toplamaya başlayınca oyuna ciddi şekilde ortak olduğunu yazdı. İlk 14 dakikada oyunun içerisinde kalmaya çalışan takımın, ilerleyen bölümde Gençlerbirliği’ni geriye itip 5-4-1 karşılamaya zorlayabilecek noktaya geldiğini kaydetti. Bu nedenle ilk 14 dakikayı paranteze aldığında, Erzurumspor’un devreye kadar oynadığı oyunu kabul edilebilir bulduğunu belirtti.
İkinci yarıya girerken en fazla merak ettiği konunun Baiye ile Owusu’nun yer değiştirip değiştirmeyeceği olduğunu yazdı. Baiye’nin baskıya çıkışlarda sürekli geç kalmasının, bulunduğu bölgede yaşanan problemlerin tesadüf olmadığını zaten ilk yarıda gösterdiğini kaydetti. Beklediği dokunuşun 51. dakikadan sonra geldiğini ama Serkan Hoca’nın bunu ilk yarının içerisinde de yapabileceğini düşündüğünü belirtti.
Burada Serkan Hoca ile ilgili futbolun biraz daha psikolojik tarafına girmek istediğini yazdı. Hocanın yüzünde sürekli bir kaybetme korkusu gördüğünü, kenarda Serkan Hoca’yı gördüğünde kendisine “Acaba yine kaybedecek miyiz?” duygusunun geçtiğini ve bu hissi alan tek kişinin kendisi olduğunu düşünmediğini kaydetti. Sürekli sonucun ağırlığını hisseden bir teknik direktörün kararlarında cesur ve erken davranmasının da kolay olmadığını, bazı müdahalelerin gecikmesinde bu tedirginliğin payı olduğunu düşündüğünü belirtti.
İkinci yarı dengeli giderken Eren’in golüyle Erzurumspor’un 0-1’i bulduğunu yazdı. Ardından 61. dakikada yine Eren’le girilen karşı karşıya pozisyonun maçın gerçek kırılma anı olduğunu kaydetti. O top 0-2’ye gitse maçın hikâyesinin büyük ihtimalle orada kapanacağını belirtti.
Gençlerbirliği’nin 66. dakikada bulduğu 1-1’in ise oldukça ekstra bir gol olduğunu yazdı. Fakat beraberlikten sonra oyunun duygusunun tamamen değiştiğini, golün getirdiği enerjiyle Gençlerbirliği’nin öne doğru daha fazla gitmeye başladığını, Erzurumspor’un ise geriye itildiğini kaydetti.
Gençlerbirliği tarafında ilk konuşulması gereken isimlerden birinin Abdurrahim olduğunu yazdı. Altyapıdan bir oyuncuyu koysan maksimum Abdurrahim kadar hata yapacağını, neredeyse her maç 2-3 tane çok net savunma hatası yaptığını ancak bu hataların gole dönüşmediği için performansının olduğundan daha iyi algılandığını belirtti.
Erzurumspor’un ilk ciddi pozisyonunda Eren arkasındayken onu rahatsız dahi edemediğini ve vuruş imkânı tanıdığını kaydetti. 61. dakikadaki pozisyonda ise Mustafa hava topuna çıktığı anda devamındaki aksiyona reaksiyon veremediğini yazdı. Bunların tek maça özgü hatalar olmadığını, benzerlerini hemen her hafta gördüklerini, Metin Hoca’nın artık burada farklı bir oyuncu profiline geçmesi gerektiğini düşündüğünü belirtti.
Gençlerbirliği’nin rakibi karşılama planında ise doğru bir maç içi okuma olduğunu yazdı. Merkezdeki birebir eşleşmeler korunurken problem yaşamadıklarını kaydetti. Fakat Oğulcan’ın stopere çıktığı veya Erzurumspor’un 3’lü kurulumuna karşı Tongya’nın sol stopere baskıya gittiği anlarda merkezdeki eşleşme zincirinin bozulduğunu ve ilk baskının kırıldığını belirtti.
Burada önemli olanın, birkaç kez kırıldıktan sonra aynı hatada ısrar edilmemesi olduğunu yazdı. Gençlerbirliği “Rakibe mutlaka önde baskı yapacağız” inadına girse Erzurumspor’un oyuna çok daha rahat çıkabileceği alanların oluşabileceğini kaydetti. Bunun yerine merkezdeki birebir eşleşmeleri bozmadan devam etmelerinin, maç içerisindeki doğru tercihlerden biri olduğunu belirtti.
İki takım arasındaki merkez farkını anlatmak için bazen bütün takımı konuşmaya bile gerek olmadığını yazdı. Diabate’yi Erzurumspor’a, Baiye’yi Gençlerbirliği’ne koysan maçın hikâyesinin çok başka bir yere gidebileceğini kaydetti. Diabate’nin temas kalitesi, rakibe çıkış şiddeti ve özellikle baskı zamanlaması açısından müthiş bir maç oynadığını, Erzurumspor’un Baiye üzerinden yaşadığı problemlerle yan yana koyulduğunda iki oyuncu arasındaki farkın maçın merkez hikâyelerinden birine dönüştüğünü belirtti.
Gençlerbirliği’nin hücum tarafında ise Tongya-Koita ikilisinin oyunun içerisine yeterince girememesinin üretkenliği aşağı çektiğini yazdı. Özellikle Tongya’nın etkisizliğinin, Gençlerbirliği’nin hücumda ihtiyaç duyduğu bireysel farkı ve bağlantı çeşitliliğini sınırladığını kaydetti.
1-1’den sonra yapılan Oğulcan-Salih Uçan değişikliğinde ise başka bir fırsatın kaçtığını düşündüğünü yazdı. Oğulcan çıktıktan sonra Salih’in girişiyle çift 8’li 4-1-4-1’den çift 6’lı 4-2-3-1’e dönüldüğünü belirtti. Bunun sonucunda yaklaşık 9 dakika boyunca rakibin savunma ve orta saha hatları arasında bir oyuncu eksik kaldıklarını kaydetti.
Tam da beraberlik golüyle rüzgârı arkasına almışken Gençlerbirliği’nin rakip hatlar arasındaki oyuncu sayısını azaltmasının hücumun devamlılığını aşağı çektiğini yazdı. O bölüm çift 8’le devam edebilseydi, maçın momentumu bu kadar Gençlerbirliği’ne geçmişken ikinci golün belki daha erken gelebileceğini belirtti. Ensar oyuna girip sağ cepte yerleştiğinde yeniden çift 8’li düzene dönülmesiyle beraber rakip kalede oluşturulan tehdidin yükselmesinin de bunu gösterdiğini kaydetti.
Bütün taktik detayları bir kenara bıraktığında ise Gençlerbirliği adına başlangıcın hakkını teslim etmek gerektiğini yazdı. Sezon başlamadan önce herhangi bir Gençlerbirliği taraftarına “İlk 3 maçın sonunda 7 puanın olacak” desen kimsenin ikinci kez düşünmeden kabul edeceği bir tablo olduğunu belirtti.
Üstelik bu 7 puanın içerisinde İsmail Kartal’ın Fenerbahçe’sine karşı geriden gelerek alınmış bir galibiyet, Göztepe deplasmanında kazanılmış 3 puan ve Erzurumspor karşısında kaybedilmemiş bir maç olduğunu kaydetti. Oyunun geliştirilmesi gereken tarafları elbette olduğunu ama Metin Diyadin’in Gençlerbirliği’ne yaptırdığı bu başlangıcın değerini bilmek lazım olduğunu sözlerine ekledi.