Erzurumspor–Konyaspor: Orhan Ovacıklı’nın Nüfus Kâğıdına Bakmayın
Kutay Tok kaleme aldı. X’ten alınmıştır. Kaynak: @KutayTokk
Erzurumspor – Konyaspor Maç Sonu
(Orhan Ovacıklı’nın Nüfus Kâğıdına Bakmayın)
Erzurumspor’da dört haftadır Orhan Ovacıklı rüzgârı esiyor. Belki sonuçlar beklendiği gibi gitmediği için yeterince konuşulmuyor ama 37 yaşındaki Orhan Ovacıklı’nın ortaya koyduğu performansı yalnızca “iyi oynuyor” diyerek açıklamak eksik kalır. Ortaya ciddi bir karakter koyuyor. Bugün de Orhan’ın oyunu; rakibin bek değişikliğinden maçın genel eşleşmesine, oradan Erzurumspor’un galibiyetine kadar birçok şeye doğrudan etki etti.
İki takımın da henüz galibiyet alamadığı bir ortamda bugün atılacak ilk golün önemini çok yüksek görüyordum. Çünkü iki takımın da yerleşik savunmaya karşı oyunu açabilecek, bire birde düzeni bozabilecek oyuncu sayısı oldukça sınırlı. Dolayısıyla ilk golü atan tarafın maçı kendi istediği senaryoya taşıma ve skor üstünlüğünü koruma ihtimali yüksekti. Maçın en önemli detaylarından biri buydu ve karşılaşmanın gidişatı da bunu doğruladı.
Erzurumspor öne geçmesine rağmen ikinci yarıda topun kontrolünü büyük ölçüde rakibine bıraktı. Ancak burada önemli bir ayrım var: Topun kontrolünü bırakmak, maçın tehlikeli aksiyonlarını rakibe bırakmak anlamına gelmedi. Erzurumspor ikinci yarıda da daha fazla pozisyona giren ve rakip ceza sahasında daha fazla topla buluşan taraftı. Skoru aldıktan sonra topa sahip olma üstünlüğünden vazgeçmesine rağmen pozisyon üstünlüğünü koruyabilmesi değerliydi.
Konyaspor tarafında ise kadro kalitesiyle ilgili problemler kadar İlhan Palut’un da çok ciddi bir formsuzluk yaşadığının altını çizmek gerekiyor. Haftalardır ortaya çıkan oyunun gelecek adına umut vermediğini konuşuyoruz. Bugün sahaya çıkan 11 yine ciddi şekilde tartışmaya açık. İkinci yarıda üçlü savunmaya dönüp Deniz’i kanat beki olarak kullanmak da benim açımdan oldukça enteresan bir teknik direktör tercihi.
Konyaspor’un hücumda yapabildiği şey büyük ölçüde kenarlardan orta yaparken ceza sahasını kalabalıklaştırmaya çalışmakla sınırlı kaldı. Bunun dışında rakip savunmanın dengesini bozacak, merkezden oyunu açacak veya bireysel kaliteyle savunma hattını eksiltecek ekstra bir çözüm göremedik. Kutuya oyuncu sokmak başka, o oyuncuları doğru aksiyonlarla besleyebilmek başka. Konyaspor ilkini yapmaya çalıştı ama ikincisini üretemedi.
Bir de Konyaspor’da benim bir süredir gördüğüm başka bir problem var: Sahada çok fazla “bir şeyler yapabilecekmiş gibi duran ama yapamayan” oyuncu bulunuyor. Teknik direktörün de bu oyuncu grubunun üretebileceğine fazlasıyla inanması, hücumdaki üretkenlik probleminin devam etmesine neden oluyor.
Bugün Gonçalves’in 90 dakika sahada kalmasının benim açımdan izahı yok. Bir kenarda Colley, diğer kenarda Muleka… İki oyuncunun da karar kalitesi ve oyun zekâsı problemleri bu kadar belirginken, hücum üretimini bu iki kenar üzerinden oluşturmaya çalıştığınız anda zaten ciddi bir soru işareti ortaya çıkıyor. Fiziksel özellikler veya bireysel yetenek bazı sekansları kurtarabilir ama hücumun devamlılığını sağlayacak doğru karar, doğru koşu ve doğru final aksiyonu gelmediğinde üretim tesadüflere bağımlı hâle geliyor.
Dolayısıyla Konyaspor’un yaşadığı problemi yalnızca “Kadro kötü” diyerek açıklamak bana yeterli gelmiyor. Evet, oyuncu grubunda ciddi kalite problemleri var. Ama bunun yanında saha içi organizasyonunda da belirgin problemler, teknik direktör tercihlerinde de ciddi soru işaretleri bulunuyor.
Oyuncu kalitesi problemli, organizasyon problemli, İlhan Palut formsuz. Böyle bir tabloda dört maç sonunda ortaya çıkan sonuçların şaşırtıcı olduğunu düşünmüyorum.