Keçiörengücü – Iğdır FK Maç Sonu (Iğdır FK’da Eksik Olan Mücadele Değil, Bitiricilik)

Keçiörengücü – Iğdır FK Maç Sonu (Iğdır FK’da Eksik Olan Mücadele Değil, Bitiricilik)
Yazı Özetini Göster

Kutay Tok kaleme aldı. X’ten alınmıştır. Kaynak: https://x.com/KutayTokk/status/2111011951195148489

Keçiörengücü – Iğdır FK Maç Sonu

(Iğdır FK’da Eksik Olan Mücadele Değil, Bitiricilik)

Iğdır FK taraftarının Keçiörengücü karşılaşmasının ardından “A kalite bir santrforumuz olsaydı bu maçı kazanırdık” diye iç geçirdiği, böyle bir oyuncuya sahip olsalar puan tablosunda çok daha üst sıralarda bulunabileceklerini bir kez daha hissettiği bir maç oynandı.

Tanque’nin bu kadar kısa sürede denklemden çıkmasına çok anlam veremedim. Arda Çolak iyi niyetle mücadele etmeye çalışıyor ancak geride kalan 10 haftada kaçırdığı pozisyonları Ankara’dan Iğdır’a dizsek yol olur.

Oyuncular gol attığında sosyal medyada herkes o pozisyonları paylaşıyor. Bir de Arda’nın kaçırdığı fırsatlardan oluşan bir video hazırlasam sanırım birçok kişi için farklı bir aydınlanma yaşanır.

Bu hafta 58. dakikada yakaladığı fırsatta artık topu boş kaleye göndermesi gerekiyordu. Arda’nın kendisine gelen fırsatları çok daha iyi değerlendirmesi gerektiğini düşünüyorum. Çünkü Iğdır FK’nın yaşadığı bitiricilik problemi, yalnızca maç içerisindeki birkaç pozisyonun kaçırılmasıyla sınırlı değil; takımın puan tablosundaki yerini de doğrudan etkiliyor.

Karşılaşmanın oyununa gelirsek iki takımın da tempo konusunda yetersiz kaldığı, oyunu rakip yarı sahaya taşımakta zorlandığı bir mücadele izledik.

Bütün bu problemlere rağmen Iğdır FK ilk yarıda üç önemli gol pozisyonuna girdi ve rakibine ciddi bir fırsat vermedi. İlk golü bulması hâlinde sahadan galibiyetle ayrılacağını düşündüren bir 45 dakika oynadı. Oyunun temposu yüksek değildi ancak üretilen fırsatlar ve rakibe verilen pozisyonlar açısından Iğdır FK daha iyi taraftı.

İkinci yarıda ise karşılaşmanın dengesi değişti. Keçiörengücü iki, Iğdır FK ise bir çok net gol fırsatı yakaladı. Bu devre 1-0 Keçiörengücü üstünlüğüyle sonuçlansaydı şaşıracağımız bir oyun yoktu. İlk yarının aksine oyunun Keçiörengücü’ne daha fazla döndüğü bir 45 dakika izledik.

Iğdır FK’nın bu sezonunu geçmiş yıllarla karşılaştırdığımda iki önemli farklılık görüyorum.

Birincisi, maçların oynandığı şehir ve bunun oyuncu grubu üzerindeki etkisi.

Geçmiş sezonlarda takım Ankara’da konakladığı için Iğdır’daki iç saha karşılaşmalarına sürekli gidip gelmek zorunda kalıyordu. Bu yolculukların oyuncu grubu üzerinde olumsuz etkileri olduğunu düşünüyorum. Bu sezon maçların Ankara’da oynanmasının sağladığı avantajı ise sahada görebiliyoruz.

İkincisi, kadronun kalitesinden çok oyuncu grubunun mücadele anlayışının değişmesi.

Iğdır FK bu sezon geçmiş yıllara kıyasla çok daha kaliteli bir kadro kurmadı. Ancak çok daha iyi niyetli, mücadele etmeye istekli oyuncular transfer edildi.

Bu sayede sahada görmek istediğimiz çalışma arzusunu ve mücadeleyi daha fazla izleyebiliyoruz. Geçmiş sezonlarda koşuyormuş gibi yapan, mücadele ediyormuş görüntüsü veren oyuncular vardı. Bu sezon ise o profildeki isimlerin büyük ölçüde ortadan kalktığı, sahada gerçekten mücadele eden bir oyuncu grubuna sahip bir Iğdır FK izliyoruz.

Elbette bu durum takımın bütün oyun problemlerini çözdüğü anlamına gelmiyor. Ancak oyuncu grubunun mücadele anlayışındaki değişim, geçmiş sezonlara göre önemli bir kazanım.

İki oyuncuya ayrıca parantez açmak istiyorum. Bunlardan ilki Alim Öztürk.

Geçen sezon bu kadar kötü bir performans ortaya koyan oyuncunun, bu sezon yeniden böylesine iyi bir seviyeye ulaşması gerçekten takdiri hak ediyor.

Alim’in geçen sezonki oyununu izlediğimde, artık kariyerinin bir alt ligde devam edeceğini ve orada hedefe oynayan bir takımın stoperi olabileceğini düşünüyordum. Sahadaki performansı bana bunu söylüyordu.

Ancak bu sezon bambaşka bir Alim Öztürk izliyoruz. Sezon başında Alim’in ilk 10 haftayı bu kadar iyi geçireceğini kesinlikle beklemiyordum.

Geçen sezonki performansından sonra yeniden bu seviyeye çıkabilmesi önemli bir iş. Oyuncuyu bu değişiminden dolayı tebrik etmek gerekiyor.

İkinci oyuncu ise özellikle bu karşılaşmadaki performansıyla ayrı bir değerlendirmeyi hak eden Hüseyin Karabey.

Hüseyin, savunma zaafları nedeniyle daha önce fazlasıyla eleştirdiğim oyunculardan biri. Özellikle pozisyon alma becerisinde ve arkasına atılan topları savunmada yaşadığı problemler üzerinde durmuştum.

Ancak Keçiörengücü karşısında, bu ligin bire birde en büyük tehdit oluşturan üç kanat oyuncusundan biri olduğunu düşündüğüm Ezeh’e karşı inanılmaz bir savunma performansı ortaya koydu.

Ezeh’in hızına cevap verebilmesi zaten önemliydi. Ancak beni daha fazla etkileyen, rakibinin ani yön değişikliklerine de aynı çeviklikle karşılık verebilmesiydi.

Çünkü hızlı bir kanat oyuncusuna karşı yalnızca koşu hızınızın yüksek olması yeterli değil. Rakibin bir anda yön değiştirdiği anlarda vücut dengenizi koruyabilmeniz, dönüşüne aynı çabuklukla cevap verebilmeniz ve savunma pozisyonunuzu kaybetmemeniz gerekiyor.

Hüseyin bu karşılaşmada bunların hepsini çok iyi yaptı.

Daha önce savunma performansını eleştirdiğim Hüseyin Karabey, bu kez sezonun en iyi oyununu ortaya koydu. Böyle bir performansın da hakkını teslim etmek gerekiyor.

Bir Yorum Yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Benzer Yazılar