Mardinspor – Bodrumspor Maç Sonu (Wilks Ritmini Bulursa Hikâye Değişir!)
Kutay Tok kaleme aldı. X’ten alınmıştır. Kaynak: @KutayTokk
Mardinspor – Bodrumspor Maç Sonu
(Wilks Ritmini Bulursa Hikâye Değişir!)
Sosyal medyadaki eleştirilerin saha içine yansımasını fazlasıyla hissettiğimiz bir karşılaşma oldu. İki hafta önce Vanspor’a karşı iç sahada “Daha fazla üretmeliydi” desek de Mardinspor kazanmaya yetecek bir oyun ortaya koymuş, son dakikada yediği golle 2 puan bırakmıştı. Geçen hafta Sivasspor deplasmanında ise çok iyi oyuna rağmen bireysel hatalarla yine 2 puan kaybedildi. Bu iki maçın ardından gelen enteresan tepkilerden sonra bugün oyunu değil, skoru almaya çıkan bir Mardinspor seyrettik.
Mardinspor’un sezon içerisinde topu rakibe bırakıp önce savunma güvenliğini düşündüğü maçlar elbette olacak. Hatta bazı rakiplere karşı bunun doğru oyun olduğunu da konuşacağız. Fakat tartışılması gereken nokta şu: Bodrumspor’a karşı iç sahada tercih edilmesi gereken oyun gerçekten bu muydu?
61:50’de rakibin ceza sahasına kestiği top var. Nafican’ın uyuduğu, rakibin ise vuruşu yapamadığı pozisyon gol olsa ve maç 1-1 bitse bugün çok farklı şeyler konuşuyor olurduk. “Neden kendi sahamızda daha güçlü ve daha dominant bir oyun tercih etmedik?” sorusu fazlasıyla sorulurdu. Erce’nin pozisyon sonrasında Nafican’a yaptığı uyarı da önemli. Nafican’ın özellikle kutu içerisinde konsantrasyon seviyesini çok daha yukarı çekmesi şart.
Bununla birlikte Mardinspor’un tercih ettiği oyunu doğru uygulamadığını söylemek de haksızlık olur. Topu rakibe bırakıp Bodrumspor’un savunma hattıyla merkez orta sahası arasındaki pas bağlantısını kesme planını bence kusursuza yakın uyguladılar. Rakip topa sahip oldu ama bu sahiplik merkez üzerinden ilerleyen, Mardinspor’un savunma yapısını sürekli bozan bir üretime dönüşmedi.
Hocanın planını biraz “Önce rakibe pozisyon vermeyelim, biz bir şekilde golü buluruz” şeklinde okuyabiliriz ve sonuç itibarıyla bu plan tuttu. Burada golün başlangıcını da unutmamak gerekiyor. Kayode’nin yaptığı pas arasıyla hücum başladı. Kayode skor üretmediği anlarda bile oyunun görünmeyen taraflarında katkı sağlamaya devam ediyor. Baskı, temas, top kazanımı ve rakibin oyununu bozma gibi aksiyonlarla hücumun başlangıcında rol oynayabiliyor.
Bu maçı izleyen Mardinspor taraftarlarının Wilks’in performansından memnun kalmadığına eminim. Geçen sezonun ikinci yarısında ciddi bir düşüş yaşayan ve bu sezona da iyi başlamayan bir oyuncudan bahsediyoruz. Ancak burada çok önemli bir detayı unutmamak lazım: Geçen sezonun ilk yarısında bu ligin en iyi kanat performanslarından birini ortaya koyan oyuncu Wilks’ti.
Dolayısıyla masaya Wilks ismi geldiyse, yalnızca sahip olduğu kalite nedeniyle bile alınabilecek bir riskti. Ritmini bulduğunda sana hayal kurdurabilecek, hedefe doğru sürükleyebilecek bir oyuncudan bahsediyoruz. Mardinspor yönetimi bu transferde risk aldı; Wilks yeniden eski seviyesine çıkar ya da çıkamaz, bunu zaman gösterecek. Ancak tutsa da tutmasa da bunun alınması gereken, doğru bir risk olduğunu düşünüyorum. Çünkü bu seviyedeki potansiyele ulaşma ihtimali olan oyuncuları her zaman risksiz şekilde alamazsınız.
Bodrumspor tarafına geçtiğimizde ise altı haftalık bölümün en derli toplu oyununu gördüğümüzü düşünüyorum. Topsuz oyunda iyi bir 4-4-2 karşılaması vardı. Topa sahipken Emre’nin stoperleştiği, sağ kenar oyuncusunun merkeze girdiği ve takımın zaman zaman 3-1-6 hücum yerleşimine dönüştüğü bir Bodrumspor izledik. Organizasyonun kötü olmadığı fakat oyuncu kalitesindeki yetersizliğin yine fazlasıyla hissedildiği bir karşılaşmaydı.
Çünkü Mustafa Erdilmen ve Yusuf’un aynı anda oynadığı hiçbir maçta kazanmaya yakın tarafın Bodrumspor olması kolay değil. Yusuf zaten topa sahip olduğunda seni neredeyse bir kişi eksik oynatıyor. Mustafa hat arasında huzurlu değil. Loshaj’ı bağlantı oyununda yeterince kullanmayıp kaleye çok yakın konumlandırdığında onun da güçlü olduğu taraflardan katkı alamıyorsun. Ege Arslan sağ kenarda oynasa da merkeze girse de şu an için verebileceklerinin oldukça sınırlı olduğu ortada.
Bodrumspor’un temel problemi biraz da burada. Kadrodaki “yapamazlıklar”, yapabilirliklerden çok daha fazla. Oyuncularınızı doğru bölgelere yerleştirebilirsiniz, doğru hücum yerleşimini kurabilirsiniz, kâğıt üzerinde doğru pas opsiyonlarını oluşturabilirsiniz; ancak o bölgelerde topu alan oyuncuların aksiyon kalitesi yeterli değilse doğru yerleşim üretime dönüşmüyor.
Bugün Bodrumspor’un görüntüsünü bu yüzden tamamen Burhan Hoca üzerinden okumuyorum. Altı haftanın en düzenli oyunlarından biri vardı ama organizasyonla bireysel kalite arasındaki fark çok net hissedildi. Doğru yerde olmak başka, o doğru yerleşimin hakkını verecek aksiyonu üretebilmek başka.
Yeni transferlerin acil şekilde takıma yerleştirilmesi gerekiyor. Özellikle Ege Bilsel’i artık santrfor ya da kanat olarak değil, 8’leştiği ve oyunun merkezine daha fazla dâhil olduğu bir rolde görmemiz gerektiğini düşünüyorum. Gelen transferlerle birlikte Burhan Hoca’nın eli biraz daha güçlendi.
Bu nedenle Bodrumspor için asıl değerlendirme bundan sonra başlayacak. İlk altı haftada organizasyonun bazı parçalarını gördük fakat oyuncu kalitesi bu organizasyonun üretime dönüşmesini sürekli sınırladı. Şimdi yeni transferler de denkleme girecek; bundan sonraki oyuna bakmak lazım.