Pendikspor–ümraniyespor: Pendikspor Rakibini Bire Bir Baskıyla Sindirdi
Kutay Tok kaleme aldı. X’ten alınmıştır. Kaynak: @KutayTokk
Pendikspor – Ümraniyespor Maç Sonu
(Pendikspor Rakibini Bire Bir Baskıyla Sindirdi)
Maç başladığında saha içi konumlanmalara baktığımızda Pendikspor’un doğal bir sol kanat olmadan başladığını görünce, açıkçası Ümraniyespor’un kenar üçgenleri ve Tunahan’ın bire birleri üzerinden burada problem yaratabileceğini düşündüm. Hakan’ın sol içte daha yüksek, Bekir’in ise merkezin solunda konumlanarak bu bölgeyi kapatma fikri vardı. Ancak rakibin özellikle bu tarafı hedeflemesi hâlinde Pendikspor’un sorun yaşayabileceği ihtimali benim için daha güçlüydü.
İlk 30 dakika ise bunun tam tersini izledik. Pendikspor agresif bire bir baskılarla Ümraniyespor’u fazlasıyla sindirdi. Topu kaybettikten sonra çok hızlı geri kazanırken, sahanın neredeyse her bölgesinde rakibine ciddi bir baskı üstünlüğü kurdu. Haftalardır bire bir eşleşmeler üzerinden konuştuğumuz o agresif baskıyı gerçekten uygulayan bir takım sonunda gördük.
Pendikspor öndeki baskıyı 9-10 eşleşmesiyle kurduğu için, Ümraniyespor’un merkezdeki +1’ine zaman zaman Soldo çıkarak cevap verdi. Soldo-Serkan eşleşmesiyle birlikte Pendikspor sahanın neredeyse tamamında bire bir baskıyı tamamladı. Eşleşmelerin tamamlanması kadar düelloların kazanılması da önemliydi; 1-0’ı getiren top da doğrudan bu agresif baskının ürünü oldu.
35.dakikadan sonra ise yüksek eforlu oyunun handikabı ortaya çıkmaya başladı. Pendikspor’un bu bölümde topun arkasına geçip kısa süreli bir aktif dinlenme yapması gerekiyordu. Ancak aynı şiddette oynamaya devam etmek isteyince fiziksel düşüş oyuna yansıdı. Ümraniyespor birkaç kez ilk baskı hattını kırmayı başarınca Pendikspor yaklaşık 10 dakikalık bir sallantı yaşadı. Bu bölümde gördüğümüz problem bence planın yanlışlığından çok, ilk 30 dakikadaki yüksek eforun doğal bedeliydi.
İkinci yarıda ise 82. dakikaya kadar Pendikspor’un yalnızca skoru korumaya çalışan bir takıma dönüşmemesini takdir etmek gerekiyor. Rakibinden ciddi bir baskı yemediği gibi, Ümraniyespor’a verdiği tek ciddi fırsat da 64. dakikada kaleci Utku’nun hatasıyla geldi.
Utku konusunda iki hafta önce “Yapacağı bir hatadan gol yiyecek” uyarısını yapmıştım. Dün akşam 64’te adeta golü hediye etti, olmadı. 84’te bu kez uzaktan gelen ve çok tehditkâr olmayan bir topu tehlike bölgesine sektirdi, gol geldi ama pozisyon ofsaytla sonuçlandı. Pendikspor’un transfer dönemi kapanmadan nasıl kaleci transferi yapmadığını gerçekten anlamakta zorlanıyorum. Bazı hatalar tesadüftür; bazıları ise tekrar etmeye başladığında artık oyuncu profiline dair bir uyarıya dönüşür.
62.dakikadaki Efehan-Manga değişikliğinin de Pendikspor’a oldukça olumlu yansıdığını gördük. Bunun yanında ilk yarıdaki başka bir detayı da atlamamak gerekiyor. 30. dakikadan sonra Bekir’in daha fazla sol kanat gibi konumlanması ve bekine verdiği savunma desteği çok değerliydi. Başlangıçta yarım kanat gibi oynarken daha sonra tam anlamıyla kanada dönüşmesinin savunma tarafındaki avantajını net biçimde gördük. Pendikspor böylece başlangıçta riskli görünen sol tarafını maç içerisinde daha güvenli hâle getirdi.
82’den sonra gelen 5-4-1 değişikliği ise bana açıkçası “Eyvah” dedirtti. Rakibin zaten üzerine gelmekte zorlandığı bir maçta savunmayı beşleyip üzerine savunma hattını da derine çekmek, rakibi kendi kalene davet etmek anlamına geliyordu. Nitekim maçın son bölümünde o baskıyı hissettik. Neyse ki Pendikspor adına skoru değiştirecek gol gelmedi.
Sonuçta Pendikspor adına hak edilmiş bir galibiyet olduğunu düşünüyorum. Özellikle Antalyaspor deplasmanının ikinci yarısında yaşanan savunma kırılganlığını hatırladığımızda, son haftalarda ortaya çıkan değişim daha değerli hâle geliyor. Oyuncuların savunma iştahı, birbirlerine yaptıkları yardımlar ve rakibe temas seviyeleri ciddi şekilde yükseldi. Bunun teknik direktörün yaptığı önemli dokunuşlardan biri olduğunu düşünüyorum. Maçlardan sonra yapılan analizlerin Pendikspor takımı üzerindeki etkisini çok net hissediyoruz.
Ümraniyespor tarafına geçtiğimizde ise Tayfun Hoca’nın merkez kurgusuna mutlaka bir çözüm üretmesi gerekiyor. Geçen sezon Serkan ve Atalay hem boş alanlara hareketlenmeleri hem de top kullanım kaliteleriyle kendilerini sahanın içerisinde sürekli hissettiriyordu. Bu sezon ise merkezde hangi üçlü oynarsa oynasın aynı problem devam ediyor: Rakibinden daha temaslı değilsin, daha hareketli değilsin, topu da rakibinden daha iyi kullanmıyorsun.
Üstelik kanatlarda çizgiye basmayı ve bire biri zorlamayı seven oyuncular var. Beklerden gelen bindirme desteği de sınırlı kalınca, merkezdeki 8 numaraların hareketsizliği hücumun iyice durağanlaşmasına neden oluyor. Kenar oyuncusu genişliği veriyor ama etrafında rotasyon oluşmuyor; merkez oyuncusu boş alana hareketlenmiyor, bek de hücuma yeterince katılmayınca topu alan kanat oyuncusu bireysel çözüm üretmek zorunda kalıyor. Ümraniyespor’un hücumu bu nedenle fazlasıyla tahmin edilebilir hâle geliyor.
Her maçta merkezi kaybettiğin için karşılaşmanın içerisine tam anlamıyla giremiyorsun. Tayfun Hoca’nın buraya nasıl bir çözüm üreteceğini açıkçası merak ediyorum. Merkezden bir oyuncuyu çıkarıp Kerem’i oyuna almak hikâyeyi değiştirmiyor. Çünkü Kerem de hareketliliği yüksek bir oyuncu değil. İsim değişiyor ama profil değişmediği için oyun da değişmiyor.
Berat’ın bu nedenle daha fazla süre alması gerektiğini düşünüyorum. Süre aldığı bölümlerde ortaya koyduğu istek ve enerji oldukça iyiydi. Belki bütün problemleri çözmeyecek ama en azından Ümraniyespor’un merkezde eksikliğini çektiği hareketlilik ve reaksiyon tarafına farklı bir şey ekleyebilir.
Oğuz da sezona oldukça kötü başladı. Geçen sezon olduğu gibi Kosoko’dan yeniden bek yaratıp onun hücum katkısından faydalanmak bir seçenek olabilir. Ali Yaşar varken Yunus Emre tercihinin devam etmesi de benim için şaşırtıcı.