Sivasspor–Mardinspor: Sivasspor’u oyun değil, Amilton’un isyanı kurtardı
Kutay Tok kaleme aldı. X’ten alınmıştır. Kaynak: @KutayTokk
Sivasspor – Mardinspor Maç Sonu
(Sivasspor’u Oyun Değil, Amilton’un İsyanı Kurtardı)
Sivasspor’un her iki yarıda oynadığı oyun da benim adıma kabul edilebilir değil. 0-2’den dönüp maçı 2-2’ye getirdiği için ikinci yarı özelinde “İyiydik, reaksiyon gösterdik” hissiyatı oluşabilir. Ama bu sadece hissiyat. Detaylara indiğimizde Sivasspor’un ikinci yarıda da oyun olarak ciddi bir gelişim gösterdiğini söylemek mümkün değil.
Dört haftadır kazanamıyorsun, kendi sahanda oynuyorsun ve ilk yarıda rakip kaleye gitmekte bile zorlanıyorsun. Üstelik haftalardır aynı problemi izliyoruz: Hocanın istediği bölgelere konumlanan ama oraya gittikten sonra oyunu seyretmeye başlayan bir oyuncu grubu. Sıfır hareket, sıfır sorumluluk… Bir oyuncu da çıkıp “Kendimi boşa çıkarayım, pas opsiyonu olayım, topu isteyeyim” demiyor. Çizgiye basıp genişlik vermesi gereken oyuncu çizgiye basıyor ve orada bekliyor; iç koridora girmesi gereken oyuncu iç koridora giriyor ve bu kez oyunu izlemeye başlıyor. Yerleşim var ama yerleşimin devamında aksiyon yok.
Sivasspor’un kadro kalitesindeki problemleri zaten haftalardır konuşuyoruz. Ancak kadro yetersizliğini kabul etmek, saha içerisinde bu kadar az teknik direktör dokunuşunu kabul etmek anlamına gelmez. Oyuncuların yalnızca doğru bölgelere yerleşmesi yetmez; o yerleşimlerin hareketlilik, rotasyon, pas bağlantısı ve topsuz koşularla devam etmesi gerekiyor. Bunların hiçbirini yeterli seviyede göremiyoruz.
Karşında fiziksel olarak da organizasyon olarak da senden daha iyi görünen bir Mardinspor var. Bunun üzerine Teklic gibi maçın kalitesini yukarı taşıyan bir oyuncu da eklenince ilk yarıyı 0-2 geride kapatıyorsun.
Geçen sezon İsmet Taşdemir sonrası Sivasspor’un oyununu değerlendirirken de benzer problemleri fazlasıyla konuştuk. Güçlü olmayan bir oyunla ligin düşme hattındaki dört takımına ve iddiası kalmayan Boluspor-Iğdır FK gibi rakiplere karşı galibiyetler gelince, klasik şekilde skorlar oyunun üzerini örttü. Bugün gelinen noktada o dönem konuştuğumuz problemlerin önemli bölümünün hâlâ karşımızda olduğunu görüyoruz.
İkinci yarıya iki değişiklikle başlandı. Peki Sivasspor’un ilk golüne kadar ne değişti? Hiçbir şey. 0-2 geridesin ama topa bile rakibinden daha fazla sahip olamıyorsun. RCS buluşması 4, isabetli şut 1… Sonra rakibin bireysel hatasından kazanılan bir penaltıyla skor 1-2’ye geliyor.
Asıl reaksiyonu skor 1-2 olduktan sonra Amilton’da gördük. Ön alan baskısını tetiklemeye, takım arkadaşlarını yukarı çekmeye ve takımı bir şekilde maçın içerisine sokmaya çalıştı. Ama burada hâlâ bir oyun reaksiyonundan değil, Amilton’un bireysel isyanından bahsediyoruz. Onun enerjisi ve baskısı takımın biraz kendisine gelmesini sağladı ve ardından skor 2-2’ye geldi.
Zaten Sivasspor 0-2’den 2-2’ye kendi oyun gücüyle gelmiş olsaydı, beraberlik golünden sonra oluşan rüzgârla maçı rakip yarı sahaya yıkmasını beklerdik. Tam tersi oldu. 2-2’den sonra Mardinspor, Sivasspor’un yaklaşık iki katı şut attı ve RCS’ye yaklaşık iki kat daha fazla girdi. Üstelik Mardinspor’un “Ah, bu nasıl kaçtı?” diyeceği iki net pozisyonu daha var.
Bu yüzden 0-2’den 2-2’ye dönüş beni yanıltmıyor. Skor bir reaksiyon olduğunu söylüyor olabilir ama oyunun detayları başka bir şey söylüyor.
Sivasspor oyun olarak dün gece iflas etmiştir.
Mardinspor tarafına geldiğimizde ise Ahmet Cingöz Hoca’ya yönelik çok enteresan eleştiriler görüyorum. Özellikle “Neden değişiklik yapmadı?” isyanlarını okudum. Bana göre değişiklik yapmamasının sebebi oldukça basit: Mardinspor’un rakibinden ciddi baskı yediği bir bölüm yoktu. Oyunun gidişatında teknik direktöre “Bir şeyler kötüye gidiyor, hemen müdahale et” dedirtecek belirgin bir tehdit oluşmamıştı.
Her şey yolunda giderken yapılan anlamsız bir penaltıyla fark bire indi. İkinci golde ise Mustafa’nın cezalı olmasının bedelini ödediler. Hikâye benim açımdan bu kadar basit. Sivas deplasmanında bir takım ne kadar iyi oynayabilirse, Mardinspor dün akşam o kadar iyi oynadı.