Ümraniyespor – Sarıyer Maç Sonu (Sarıyer’in Kaybettiği 60 Dakika)

Ümraniyespor – Sarıyer Maç Sonu (Sarıyer’in Kaybettiği 60 Dakika)
Yazı Özetini Göster

Kutay Tok kaleme aldı. X’ten alınmıştır. Kaynak: https://x.com/KutayTokk/status/2108856553403040234

Ümraniyespor – Sarıyer Maç Sonu

(Sarıyer’in Kaybettiği 60 Dakika)

Maçın bitiş düdüğüyle birlikte Bülent Hoca da dahil olmak üzere bütün Sarıyer taraftarlarının aklından aynı sorunun geçtiğine eminim: 61. dakikada yapılan değişikliklerle maça başlanmış olsaydı sonuç farklı olur muydu? Çünkü Sarıyer adına karşılaşmayı 60. dakika öncesi ve sonrası olarak iki ayrı bölümde değerlendirmek gerekiyor. İlk bölümde rakibine neredeyse hiç karşılık veremeyen bir takım, yapılan değişikliklerin ardından maçın akışını değiştirecek kadar etkili hücumlar üretmeye başladı.

Ümraniyespor karşılaşmaya oldukça yüksek şiddetli bir 4-3-3 baskısıyla başladı. İki kanat oyuncusu rakibin sağ ve sol stoperine çıkarken Soukou baskıyı kaleciye kadar taşıdı. Berat ve Serkan ise sağ ve sol iç koridorlarda konumlanarak hem rakibin merkez oyuncularına yakın kaldı hem de top beke oynandığında baskıya katılabilecek mesafeyi korudu.

Bu baskı sırasında Ümraniyespor’un savunma hattı orta saha çizgisine kadar çıkıyor, takım boyu oldukça kısalıyordu. Hatlar arasındaki mesafelerin dar tutulması sayesinde ön taraftaki baskı gerideki oyuncular tarafından da destekleniyordu. Maçın başlangıcında yalnızca önde koşan değil, bütün hatlarıyla birlikte hareket eden, agresif ve oldukça coşkulu bir Ümraniyespor izledik.

Sarıyer bu baskıdan çıkabilmek için Marcos’u iki stoperin arasına veya yanına konumlandırdı. Efecan’ı da fazlasıyla derine indirerek hem merkezde onun üzerinden bağlantı kurmaya hem de sağ tarafta Cebrail’i kullanarak baskıyı aşmaya çalıştı. Ancak bu tercihler Sarıyer’in hücumdaki bağlantılarını ciddi şekilde zayıflattı.

Efecan’ın rakip kaleden bu kadar uzaklaşması, Tunahan’ın topa sahip olunan anlarda adeta hayalete dönüşmesi ve iki kanat oyuncusunun oyuna dahil olamaması nedeniyle Sarıyer’in hücum üretkenliği neredeyse tamamen ortadan kalktı. Baskıdan çıkabilmek için oyuncularını geriye çeken Sarıyer, bu kez rakip sahada hücum edecek bağlantılarını kaybetti.

Ümraniyespor da bu baskının karşılığını Işık Kaan üzerinden aldı ve skoru 1-0’a getirdi. Açıkçası Işık Kaan’ın bu yoğunluktaki baskı karşısında hata yapması sürpriz değildi. Rakibin baskı şiddeti, oyuncunun o baskıdan çıkabilme kapasitesinin oldukça üzerindeydi. Nitekim Ümraniyespor, baskıyla zorladığı oyuncunun hatasından doğrudan sonuç üretmeyi başardı.

Öne geçtikten sonra ise Ümraniyespor farklı bir savunma anlayışına geçti. 4-1-4-1, zaman zaman da 4-5-1 görünümünde topun arkasına yerleşerek hatlar arasındaki mesafeleri oldukça daralttı. İlk 60 dakikalık bölümde neredeyse kusursuz bir savunma performansı ortaya koydu. Üstelik yalnızca rakibi durdurmakla kalmadı, kazandığı toplarla Sarıyer kalesinde ciddi tehditler de oluşturdu.

İlk yarının 1-0 tamamlanması Sarıyer adına futbol şansının yardımıydı. Çünkü Ümraniyespor farkı ikiye çıkarabilecek fırsatlar bulmasına rağmen bunları oldukça basit şekilde harcadı. Sarıyer ise ilk yarıda Furkan’ın ortasında Efecan’ın yaptığı kafa vuruşu dışında ciddi bir pozisyona giremedi. İkinci yarının ilk 15 dakikasında da bu görüntü değişmedi.

61.dakikada Eren, Thiam ve Doğancan’ın oyuna girmesiyle karşılaşmanın hikâyesi değişmeye başladı. Sarıyer artık rakip kalede çok daha fazla görünüyordu. Üstelik bu bölümde üretilen tehlikelerin neredeyse tamamında oyuna sonradan dahil olan oyuncuların doğrudan katkısı vardı.

Thiam’ın kenara açılarak oluşturduğu alanı Doğancan’ın ceza sahasına koşuyla değerlendirmesi ve yaptığı kafa vuruşu, Eren’in gol pası, yine Eren’in son dakikalarda müthiş bir driplingin ardından Efecan’a hazırladığı pozisyon ve Doğancan’ın ceza sahası içerisindeki bir başka kafa vuruşu… Sarıyer’in ilk 60 dakikada üretemediği hücum çeşitliliği, üç oyuncunun oyuna girmesiyle ortaya çıktı.

Oyuna sonradan giren oyuncuların karşılaşmanın akışını bu kadar değiştirdiği bir günde Bülent Hoca’nın başlangıç kadrosunu mutlaka sorgulamak gerekiyor. Eren, Thiam ve Doğancan’ın katkısı ortadayken ilk 11 tercihlerinin ne kadar doğru olduğu ciddi bir tartışma konusu.

Eze ve Poko’nun neden yedek kaldığını da yine anlamakta zorlandığımız bir maç oldu. Tunahan’ın bu kadar uzun süre sahada tutulması ise ayrıca sorgulanmalı.

Batuhan ve Furkan’a da ayrı bir parantez açmak gerekiyor. İki oyuncunun artık 1. Lig seviyesinde gerçekten var olmak isteyip istemediklerine karar vermesi lazım. Çünkü bu kadar basit top kayıplarıyla oynamaya devam edemezler. Daha 03.51’de, üzerlerinde ciddi bir baskı bile yokken doğrudan rakibe teslim ettikleri paslar var. Üstelik bu hatalar oyundan çıkana kadar devam etti.

Batuhan’ın saha içerisinde bu kadar kaybolması kabul edilebilir değil. Oyunun bazı bölümlerinde varlığını neredeyse hiç hissettirmedi. Bu seviyede forma şansı bulan genç oyuncuların kendilerine verilen fırsatları çok daha iyi değerlendirmesi gerekiyor. Sahada bulunmakla oyuna katkı vermek arasında ciddi bir fark var.

Furkan ise farklı değerlendirilmesi gereken bir oyuncu. Top ayağına her geldiğinde bir şey yapabilecekmiş hissini fazlasıyla veriyor. Hem çabuk hem çevik hem de hızlı. İlk adımlarıyla rakibinden ayrılabiliyor, yön değiştirebiliyor ve açık alan bulduğunda süratini kullanabiliyor. Ancak bütün bu özelliklerine rağmen fiziksel mücadele kalitesi ve son aksiyonlardaki eksiklikleri, sahip olduğu potansiyeli sahaya yansıtmasını engelliyor.

Furkan’ın problemi yetenek eksikliği değil, sahip olduğu yeteneği 1. Lig seviyesinde sürekli ve etkili bir performansa dönüştürememesi. Fiziksel kalitesini ve son aksiyonlarını geliştirebilirse çok farklı bir seviyeye çıkabilecek özellikleri var. Ancak bunun için yalnızca topla yaptığı birkaç etkileyici hareket yeterli değil. Basit top kayıplarını azaltması, oyunun içinde daha fazla kalması ve aldığı kararların kalitesini yükseltmesi gerekiyor.

Burada karar artık oyuncunun kendisinde. Furkan gelecekte Mert Çapar mı olmak istiyor, yoksa Süper Lig seviyesine çıkabilecek bir oyuncuya mı dönüşmek istiyor? Çünkü mevcut özellikleri ona daha yüksek seviyeleri hedefleme imkânı veriyor. Ancak bu hedefe ulaşabilmek için bugünkü oyun alışkanlıklarının değişmesi şart.

Bir Yorum Yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Benzer Yazılar