Muğlaspor – Karagümrük: Üçlü Savunma Daha İyi Baskı İçin mi?
Kutay Tok kaleme aldı. X’ten alınmıştır. Kaynak: https://x.com/KutayTokk/status/2109947022291738924
Muğlaspor, Karagümrük deplasmanına bu sezon ilk kez üçlü savunma düzeniyle başladı. Ancak bu tercihin temel nedeninin daha iyi savunma yapmak değil, rakibe ön alanda nasıl daha etkili baskı uygulayabileceğini düşünmek olduğunu düşünüyorum. Çünkü Muğlaspor zaten savunma organizasyonunda problemler yaşayan bir takım değil. Hatta bu ligin 4-4-2 karşılama düzenini en iyi uygulayan takımı olduğunu düşünüyorum.
Bu karşılaşmada top rakipteyken 5-2-3 yerleşimini görsek de Muğlaspor’un baskıya çıktığı anlarda yapı oldukça farklı işledi. Beklerin rakip beklere çıktığı, Orhan’ın rakip kanat oyuncusuyla, Pino’nun ise Emre Akbaba’yla bire bir eşleştiği çok sayıda pozisyon vardı. Dolayısıyla sahadaki beşli savunma görüntüsü, Muğlaspor’un sürekli geride beklemeyi tercih ettiği anlamına gelmiyordu. Oyuncuların baskı anındaki görevleri, başlangıç dizilişinden çok daha agresif bir karşılama anlayışına işaret ediyordu.
Bu organizasyonda özellikle Diarra ve Poyraz’ın üstlendiği roller oldukça değerliydi. İki oyuncu da iç koridorlardan rakip stoperlere baskıya çıkmak, merkezdeki pas bağlantılarını kapatmak ve gerektiğinde kenarlara kayarak savunma desteği vermek gibi farklı sorumluluklar üstlendi. Baskının yönüne göre görev değiştirmeleri, Muğlaspor’un rakibi karşılamadaki esnekliğini artırdı.
Diarra ve Poyraz’ın yalnızca bu maçtaki değil, sezon başından itibaren ortaya koydukları mücadele de takdiri hak ediyor. Sezonun başında bazı kanat oyuncularının ilk 11’den kesilmesinin temel nedenlerinden biri, oyunun savunma tarafındaki isteksizlikleriydi. Yalçın Koşukavak’ın bu konuda taviz vermemesi ve forma dağıtımında mücadeleyi esas alması, Muğlaspor adına sezonun en değerli kararlarından biri oldu. “Kim mücadele ederse o oynar” anlayışının yalnızca sözde kalmayıp saha içindeki tercihlere yansıması, takımın savunma disiplinini güçlendirdi.
Ancak yeni dizilişin hücum tarafında oluşturabileceği bazı problemler de var. Muğlaspor, önceki yerleşiminde iç koridorları üç oyuncuyla kullanıyordu. Diarra, Avramovski ve Poyraz üçlüsünün bu bölgelerdeki konumlanması, rakip savunma açısından oldukça tehditkârdı. Özellikle kenarlardan yapılan ortalarda ceza sahasına en az dört oyuncuyla giren, zaman zaman ters taraftaki bekin de katılımıyla bu sayıyı beşe çıkaran bir takım izliyorduk.
Yeni yapıda ise topa sahip olunan anlarda üçüncü bölgedeki oyuncu sayısının bir kişi azalmasının hücum üretkenliğini nasıl etkileyeceğini görmek gerekiyor. Çünkü Muğlaspor, Boluspor karşılaşmasının ardından oyunun iki yönünü de oldukça iyi oynamaya başlamıştı. Yalnızca savunma disiplinini koruyan değil, rakip kaleye kalabalık gidebilen ve ceza sahasında ciddi tehdit oluşturabilen bir takım hâline gelmişti.
Karagümrük karşılaşmasının 11’e 11 oynanan bölümünde, yeni yerleşimin hücum üretkenliği açısından bazı sorunlar oluşturabileceği hissine kapıldım. Özellikle daha önce iç koridorlarda kurulan bağlantıların ve ceza sahasına yapılan kalabalık koşuların aynı ölçüde devam edip etmeyeceği önemli. Ön alan baskısını geliştirmek için yapılan bir diziliş değişikliğinin, Muğlaspor’un son haftalarda kazandığı hücum gücünü zayıflatmaması gerekiyor.
Ancak tek maç üzerinden kesin bir değerlendirme yapmak istemiyorum. Muğlaspor’un bu yapıyla oynayacağı sonraki karşılaşmaları görmek, yeni rollerin hücum organizasyonuna etkisini daha sağlıklı değerlendirmemizi sağlayacaktır.
Karagümrük tarafında ise çok daha farklı bir problem var. Sezon başında kurduğu kadroyla bu ligin favorilerinden biri olarak gösterilen takım, hâlâ beklenen oyunu ortaya koyabilmiş değil. Erokspor maçının ilk 45 dakikası dışında gerçekten güçlü bir Karagümrük izlediğimizi söylemek zor. Üstelik mesele yalnızca saha içi organizasyonla sınırlı değil. Bu kadar önemli oyunculardan oluşan bir kadronun, rakiplerine bireysel kalite açısından da beklenen üstünlüğü kuramaması fazlasıyla şaşırtıcı.