Muğlaspor: Yeni çıkanların yalnızca %6’sı bunu başarabildi
Kutay Tok kaleme aldı. X’ten alınmıştır. Kaynak: @KutayTokk
Yeni Çıkanların Yalnızca %6’sı Bunu Başarabildi
Muğlaspor’un 4-4-2 karşılamasındaki disiplin, ilk 5 haftanın mutlaka konuşulması gereken konularından biri. Top rakipteyken rakibini neredeyse kusursuz karşılayan, buna karşılık topa sahip olduğu anlarda kaliteli oyuncu eksikliğini hissettiren bir Muğlaspor seyrediyoruz. Bu yüzden haftalardır “Bu takım ilk golü yerse maçı nasıl çevirecek?” sorusunu soruyoruz. Muğlaspor ise şimdilik bu soruya oldukça net bir cevap veriyor: İlk golü yememekte kararlı.
Sarıyer maçı dışında geriye düştükleri bir karşılaşma olmadığı gibi yine o maç dışında kalelerinde gol görmediler. İlk 5 haftada yalnızca 2 gol yediler. 1. Lig’in son 10 sezonuna baktığımızda, 2. Lig’den yükselip ilk 5 haftayı 2 veya daha az gol yiyerek geçen takımların oranı yalnızca %6. Muğlaspor’un bu %6’lık kesimin içine girmesi fazlasıyla değerli.
Karşılama planına bu kadar önem vermemin nedeni de burada ortaya çıkıyor. Rakibi doğru karşılayıp oyunu düşük riskte tutabiliyorsan, atacağın ilk golün puana dönüşme ihtimali ciddi şekilde yükseliyor. Yalçın Koşukavak’ın 2022’den bu yana çalıştırdığı takımlarda ilk golü attığı maçların %78,2’sini kazanması, %96,4’ünde kaybetmemesi ve bu karşılaşmalarda 2,53 puan ortalaması yakalaması küçümsenecek rakamlar değil. Muğlaspor’un bugün aldığı sonuçların hikâyesini de büyük ölçüde takım savunmasının birlikte yapılmasında aramak gerekiyor.
Transfer edildiği gün kadroda en fazla umutlandığım oyunculardan biri Camaj’dı. Top Muğlaspor’dayken tehdit oluşturabilecek özellikleri vardı ancak rakip bek takibinde ciddi problemleri bulunuyordu. Hoca ona şans verdi; fakat topa sahip olunan anlarda bu fırsatları yeterince değerlendiremediği gibi, top rakipteyken de savunma disiplininin dışında kalmaya devam edince kesiği yedi. Kadroda birebir tehdidi yüksek oyuncu sayısı zaten azken, belki de rakibini birebirde en fazla tehdit edebilecek oyunculardan birini kesebilmek Yalçın Hoca’nın karşılama planından taviz vermek istemediğini gösteriyor.
Ümraniyespor deplasmanında alınan 3 puan da bu yüzden fazlasıyla değerli. Boluspor’u yenmekle Ümraniyespor deplasmanında kazanmak aynı şey değil. Ümraniyespor’un bek-kanat-8 rotasyonları ciddi tehdit oluşturuyor. Kanat oyuncusu derine gelip kendi bekine yaklaştığında rakip beki de beraberinde sürüklüyor ve tam o anda 8 numaranın bek arkasına yaptığı koşu devreye giriyor. Muğlaspor’un merkez ikilisinin bu koşulara eşlik etmesi bu nedenle çok önemliydi. Chelka’nın zaman zaman aynı şiddette cevap veremediği anlar olsa da iki merkez oyuncusu genel olarak bu disiplini korudu.
Üstelik Ümraniyespor’un Hostikka ve Bilanco gibi birebir tehdidi çok net iki oyuncusu var. Açıkçası bu iki oyuncu bugün Muğlaspor kadrosunda olsa Yalçın Hoca’nın ikisini de isteyeceğini düşünüyorum. Yani Muğlaspor yalnızca iyi organize olmuş bir rakiple değil, kendi kadrosunda eksikliğini hissettiği bireysel hücum özelliklerine sahip oyuncularla da mücadele etti.
Ümraniyespor’un da Muğlaspor gibi net bir karşılama planı vardı. İki kenar oyuncusunu stoperlere baskıya çıkarıyor, santrforunu 6 numarayla eşleştiriyor, 8’leriyle de kenarlara doğru daralarak Muğlaspor’un çıkışlarını kontrol etmeye çalışıyordu. Dolayısıyla Ümraniyespor deplasmanında kazanmak öyle kolay bir iş değil; karşınızda ne yaptığını bilen, kendi planları olan bir takım var.
Nitekim ilk 10 dakikada Ümraniyespor maça baskılı başladı. Chelka’nın hatasıyla daha 22. saniyede verilen pozisyon dışında Muğlaspor bu bölümü hasarsız geçmeyi başardı ve ilk 10 dakikanın ardından oyunu dengeledi. Burada yine Bodrum maçından sonra söylediğim noktaya geliyoruz: Ön alan baskısı Muğlaspor için önemli.
Atılan golde de baskının şiddeti oldukça yüksekti. Ümraniyespor aslında ilk baskı hattından çıkmayı başardı ancak topu kendi kalesinden uzakta kaybettiği anda Muğlaspor çok hızlı şekilde hücuma geçti ve golü buldu. Bu ayrım önemli çünkü Muğlaspor’un yerleşik savunmaya hücum etmekte zorlandığını biliyoruz. Buna karşılık önde ya da orta-yüksek bölgede kazanılan toplardan sonra rakip henüz yerleşememişken çok daha tehditkâr bir takım ortaya çıkıyor.
Bunun nedenlerinden biri de hücum geçişlerindeki yerleşim. Muğlaspor bu tip top kazanımlarından sonra iki santrforuyla birlikte iki kenar oyuncusunu da adeta iç koridor santrforu gibi kullanıp doğrudan dört oyuncuyla kutuya girebiliyor. Yerleşik hücumda eksikliğini hissettiğimiz bireysel kalite, rakibin savunma organizasyonu bozulduğunda bu koşu sayısı ve kutu doluluğuyla bir ölçüde telafi ediliyor. Muğlaspor’un hücumda en fazla tehdit oluşturduğu anların da bu sekanslar olması tesadüf değil.
Bu ligde benim için “teknik adam takımı” diyebileceğimiz 3-4 ekip var ve bunlardan biri kesinlikle Muğlaspor. Sezon başında yapılan Yalçın Koşukavak tercihinin puan tablosuna yansımasını şimdiden görüyoruz. Kadronun bazı eksiklerini organizasyonla örten, özellikle topsuz oyunda oyuncularından ne istediği çok net olan bir takım ortaya çıktı.
Ama şunu da şimdiden eklemek lazım: Bu takımın kazanamama serisine gireceği dönemler mutlaka olacak. Bazı maçlarda oyunu kazanmasına rağmen skoru kazanmaya yetecek bireysel kalite eksikliğini çok net hissedeceğiz. İşte tam o noktada sabırlı olmak gerekiyor. İyi sonuçlar bazen camiaları çok hızlı şekilde başka bir havaya sokuyor ve sanki sezonun tamamı böyle devam edecekmiş hissi yaratıyor.
Daha 1. Lig’in başındayız, bu köprünün altından çok sular akacak. Bugün Yalçın Koşukavak’ın yaptığı işin hakkını teslim etmek ne kadar önemliyse, sonuçların tersine döndüğü dönemde de aynı oyuna ve aynı teknik adama sabır göstermek o kadar önemli olacak.